Afrika kabilesine göre her İnsanın Bir Şarkısı Vardır!

“Gerçek dost, senin şarkını duyan ve ihtiyacın olduğunda sana tekrarlayandır. Sen onun kim olduğunu unutsan da, senin kim olduğunu bilen, elini tutarak sana hatırlatan ve kalbine dokunandır. İhtiyacın olduğunda seni bulan, şarkını duyan ve seninle birlikte o şarkıyı söyleyerek gerçekten en zor anlarında her zaman yanında olandır.”

Afrika kabilesine göre her İnsanın Bir Şarkısı Vardır!

 Bir Afrika kabilesinde, hamile kalan kadınlar arkadaşlarını toplayıp doğaya gider ve doğacak çocuğun şarkısını duyana dek  meditasyon yapıp dua ederlermiş.

Bu kabileye göre, her ruhun kendine özgü ses vibrasyonları varmış. Kadınlar bu seslere kulak verdiklerinde, hep birlikte yüksek sesle seslendirirlermiş.

Sonra da kabileye dönüp şarkıyı herkese öğretirlermiş. Çocuk doğduğunda ise tüm kabile toplanarak ona şarkısını söylermiş.

Çocuğun sonraki önemli dönemlerinde, aynı şarkı okunurmuş. Ölüm döşeğinde de aynı şarkı söylenirmiş.Aslında hepimizin içinde bir şarkı olduğunu biliriz ve sevdiklerimizin zor zamanlarımızda bunu fark etmelerini ve bize söylemeye yardımcı olmalarını arzu ederiz.

Bu şarkı, Afrika kabilesinde farklı bir zamanda da söylenirmiş. Bir insan kabul edilmez bir suç işlediğinde,  kabile toplanır ve ona şarkısını söylermiş. Çünkü bu kabileye göre,  anti-sosyal davranışlar ceza ile düzeltilemezmiş ancak sevgiyle ve kimliğin hatırlanmasıyla çözülebilirmiş. Kişi kendi şarkısını duyduğu zaman, bir başkasına zarar verecek davranışlarda bulunma isteğine ihtiyaç kalmazmış.  Dostluklar, arkadaşlıklar ve aşklar da ortaklaşa söylenen bir şarkı gibidir. Söylendikçe var olur ve var oldukça söylenir. Zor zamanlar da hatırlanır. Ortaklaşa söylenen şarkı gibi paylaşılan duygular da ortaklaşa hissedilir. Dostlar, arkadaşlar ve sevenler arasında hissedilen duygular ortaktır. Bu ortak duyguların dansıdır aslında, dostları ve sevenleri bir arada tutan. Bu dans yoksa gerisi de boştur aslında...

İşte bu sebeple; gerçek dost, senin şarkını duyan ve ihtiyacın olduğunda sana tekrarlayandır.

Yaşlı bir adam sabah erken evinden çıkmış, yolda ilerlerken, bir bisikletlinin kendisine çarpması ile yere yuvarlanmış ve hafif yaralanmış.

Sokaktan geçenler yaşlı adamı hemen en yakın sağlık merkezine ulaştırmışlar.
Hemşireler, adamcağızın yarasına pansuman yapmışlar, ama “Biraz beklemesini ve röntgen çekerek her hangi bir kırık veya çatlak olup olmadığını inceleyeceklerini”  söylemişler.


Yaşlı adam huzursuzlanmış, “Acelesi olduğunu ve istemediğini” söylemiş.


Hemşireler merakla acelesinin sebebini sormuşlar.


Adamcağız da “Karım huzur evinde kalıyor her sabah onunla kahvaltı etmeye  giderim, geç kalmak istemiyorum” demiş.


”Karınızın, siz gecikince merak edeceğini düşünüyorsunuz herhalde” demiş hemşire.


Adam üzgün bir ifade ile “Ne yazık ki karım Alzheimer hastası ve benim kim olduğumu bilmiyor” demiş.


Hemşireler hayretle “Madem sizin kim olduğunuzu bilmiyor,  neden her gün onunla  kahvaltı yapmak için koşuşturuyorsunuz?” demişler.


Adam buruk bir sesle “Ama ben onun kim olduğunu biliyorum“ demiş.

Gerçek dost, senin şarkını duyan ve ihtiyacın olduğunda sana tekrarlayandır. Sen onun kim olduğunu unutsan da, senin kim olduğunu bilen, elini tutarak sana hatırlatan ve kalbine dokunandır. İhtiyacın olduğunda seni bulan, şarkını duyan ve seninle birlikte o şarkıyı söyleyerek gerçekten en zor anlarında her zaman senin yanında olandır.

Gerçek dost, “Sevgi, Saygı ve Sorumluluk” temelinde “Üç S” yi unutmayandır; Sevgi, herkes içindir. Saygı ise önce kendin sonra başkaları içindir. Sorumluluk  ise tüm hareketlerin içindir.

Unutmamak gerekir ki varoluşumuzun tadını çıkarmak için başkalarının varlığını hissetmeye ihtiyacımız vardır her zaman…Şarkımızı söyleyen, kalbimize dokunan ve ihtiyacımız olduğunda yanımızda olan dostlara…

Daha önceki bir yazımda şöyle yazmıştım; “Her insan bu yaşamda bir piyanisttir aslında. Mutluluk işte bu sebepten her insanın hakkıdır. Mutluluk; piyanonun tuşlarına bakıpta müziği unutmamaktır. Çünkü; yaşam piyanonun tuşları,  aşk ise o piyanonun tuşlarına basmaktır. İşte bu sebeple; mutlu olmanın ilk şartı piyanoyu iyi çalmak ve iyi müzik yapmaktır.”

Piyanonun tuşlarına bakıpta müziği unutmamanızı isterim. Çünkü aşk ve mutluluk, o piyanonun tuşlarına dokunarak yarattığınız bir şarkıdır aslında. Piyanonun tuşlarına bakıpta müziği unutmayacağınız günlerde kalın. Kendi müziğinizi yapın. Kendi şarkınızı söyleyin. Dostlarınızla bir olun ve birbirinizi çoğaltacağınız büyük bir coşku içinde kalarak onlarla da söyleyin.

Soruyorum size; sizin de bir şarkınız var mı?

İhtiyacınız olduğunda bu şarkıyı size hatırlatan, söyleyen, yanınızda olan, kalbinize dokunarak elinizi tutan ve sizi tamamlayan bir dostunuz, bir arkadaşınız veya sizi koşulsuz seven bir sevgiliniz var mı?

Ne dersiniz?

Var mı?

Sağlıcakla kalın. Şarkınızı zevkle söyleyeceğiniz günlerde dost bildiğiniz insanlara yakın,  ihtiyacınız olduğunda yanınızda olacağını bildiğiniz huzur veren bir güven içinde sevgiyle kalın. Piyanonun tuşlarına bakıpta müziği unutmayacağınız günlerde kendi şarkınızı çalın, söyleyin ve o şarkıyı hiç unutmayın.
Güncelleme Tarihi: 24 Kasım 2014, 23:17

YORUM EKLE