Mimar Sinan'ın Kayıp Arşivi'nin Bulunma Serüveni

Araştırmacı-yazar İbrahim Hakkı Konyalı’nın 75 yıldır kayıp olan Mimar Sinan eserleri arşivi, İBB Kültür A.Ş. tarafından tesadüfen bulunup kitaplaştırıldı. Kayıp eserin ortaya çıkarılma serüveni romanlara konu olacak türden.

Mimar Sinan'ın Kayıp Arşivi'nin Bulunma Serüveni

Otuz iki yıl önce yaşamını kaybeden araştırmacı-yazar İbrahim Hakkı Konyalı’nın 75 yıldır kayıp olan Mimar Sinan eserleri arşivi, İBB Kültür A.Ş. tarafından tesadüfen gün yüzüne çıkarıldı. “İbrahim Hakkı Konyalı’nın Kayıp Arşivinden İstanbul’da Mimar Sinan Eserleri” başlığını taşıyan arşiv belgelerinde, Mimar Sinan’a ait eserlerin Cumhuriyet’in ilk yıllarındaki fotoğrafları ile Konyalı’nın anlatımlarına yer veriliyor. Belgelerde, Sinan’a ait eserlerin II. Dünya Savaşı yıllarında İstanbul’da yaşayan birtakım kişiler tarafından rant amaçlı olarak satılıp yıktırılmak istendiği ortaya konuluyor.

1896 yılında Konya’da dünyaya gelen ve 1984’te yaşamını kaybeden araştırmacı-yazar İbrahim Hakkı Konyalı, ömrünün büyük kısmını Mimar Sinan’ın İstanbul’da ihya ettiği eserleri araştırmakla geçirdi. Sinan’a ait eserlerin belge ve görsellerini toplamaya başlayan Konyalı, topladığı arşiv belgelerini 1940-1941 yılları arasında bir araya getirmeye karar verdi.

II. Dünya Savaşı’nın Avrupa’yı kasıp kavurduğu yıllarda, dönemin en kapsamlı Sinan eseri sayılan çalışma, birtakım siyasi nedenlerden ötürü yayımlanamadı. Ancak ne olduysa bundan sonra oldu. Konyalı’nın yıllar süren çalışmaları, bir araya getidiği arşiv belgeleri ve taslak eseri aniden ortadan kayboldu. 

Etiketsiz albüm

Araştırmacılar kayıp eserin peşine düşseler de bir türlü bulamadılar. Eserin izine altı ay önce tesadüfen rastlandı. İstanbul konulu çok sayıda görsel ve yazılı arşiv materyalini koleksiyonuna katan İBB Kültür A.Ş.’nin yetkilileri, altı ay önce gazeteci Faik Şenol’un arşivinde bulunan “İstanbul’da Mimar Sinan Eserleri” başlıklı iki fotoğraf albümü üzerinde çalışma yürütürken başka bir çalışmaya denk geldiler. Yapılan incelemeler sonucunda arşiv belgelerinin 1940-1941 yıllarında bir araya getirildiği ve Mimar Sinan’ın eserlerine ait arşiv görselleri olduğu anlaşıldı. Ancak ortada bir sorun vardı. Fotoğrafların altında, daktilo edilerek yapıştırılmış bilgiler bulunmasına rağmen, etiket kısmı kazınmış olduğundan albümlerin kime ait olduğu anlaşılamadı.

Kültür A.Ş. yetkilileri arşiv albümünün kime ait olduğunu ortaya çıkarmak için dikkatlerini fotoğrafların birçoğunda yer alan kişiye yöneltti. Kimi zaman elindeki kağıda not alan, kimi zaman eseri tetkik eden, kimi zaman da uzaktan görülen pardösülü, fötr şapkalı bu kişinin İbrahim Hakkı Konyalı olduğu tespit edildi. Araştırmalarını derinleştiren yetkililer, Atatürk Kitaplığı’nda bulunan B/33 numaralı “Mimar Sinan’ın Eserleri” adlı 473 varaklık yayımlanmamış bir çalışmaya daha ulaştılar. Albümde yer alan fotoğraflar ve Atatürk Kitaplığı’ndaki daktilo metinleri karşılaştırılınca, aynı döneme ait oldukları ve metinlerin de albümdeki fotoğraflar için hazırlandığı anlaşıldı.

Prof. Yücel onayladı

Ayasofya Müzesi eski müdürlerinden Prof. Dr. Erdem Yücel ile yapılan görüşmede Konyalı’nın böyle bir çalışma hazırladığı ancak daha sonra kaybolduğu öğrenilirken, söz konusu eserin Konyalı’nın kayıp arşivi olduğu tespit edildi.

Kültür A.Ş.nin kültür hayatımıza kazandırdığı eserde, Mimar Sinan’ın İstanbul’da inşa ettiği cami, mescit, türbe, kütüphane, hamam ve mektepleri yer alırken Sinan’ın dehası ile ilgili pek çok bilgiye yer verildi. Eserin, İstanbul’daki yıkımlara da ışık tutacağı, kaybolan ve zarar gören eserlerinin yeniden ihyasında eserden faydalanılacağı belirtildi.

“Enkazcıya satıldı”

Sinan’a ait eserlerin II. Dünya Savaşı yıllarında İstanbul’da yaşayan birtakım kişiler tarafından rant amaçlı olarak nasıl satılıp yıktırılmak istendiğinin örnekleri “İbrahim Hakkı Konyalı’nın Kayıp Arşivinden İstanbul’da Mimar Sinan Eserleri” adlı çalışmada Konyalı’nın sözleriyle şöyle anlatılıyor:

“Bu cami (Emir Buhari Camii) Edirnekapı dışında, Kemal Paşazade Türbesi’nin biraz ilerisinde ve giderken soldadır. Sinan’ın bu kıymetli eserini, ben camiyi tetkik ederken 15 Mart 1941 yılında yıkıyorlardı. Son şeyhi olan Hafız Mehmed Emin Efendi, 1939 senesi 13 Nisan’ında ölmüştür.

Oğlu ve mabedin mütevellisi Hafız Ahmed Efendi de yıkılma ameliyesine nezaret ediyor, mabedin avlusundaki meşrutanın da ahşap evine bahçe çıkacağı sevincini taşıyordu. Birinci Umumi Harp senelerinde Metris Kışlası önünde Ramazan topu atılırken, çok barut konduğu ve fazla sıkılandığı için top patlamış ve parçalar caminin pençelerine girerek çatısını kesmiş ve yıkmıştır.

İşte bundan sonra cami, bir daha tamir edilmemiş ve nihayet Enkazcı Kadri’ye satılarak yıktırılmıştır. Yıkma esnasında, kıble tarafında bulunan Türk ulularına ve âlimlerine ait birçok kıymetli mezar taşlarının da kırıldığını gözlerimle gördüm. Maalesef bu tahribe mani olamadım.”

“Sinan’a ait olduğunu haykırdım”

“Bu hamam (Merkez Efendi Hamamı), Mimar Sinan tarafından yapılmıştır. Hamam tektir, göbek taşının etrafında dört kapalı halvet ve üç açık yıkanma yeri bulunur. Sinan’ın yaptığı Merkez Efendi Hamamı, Merkez Efendi Camii’nin evkafındandı. Birçok hamam gibi o da hususi ellere geçmiştir. İki sene evvel son sahibi tarafından 1300 liraya yıkıcı Kayserili Şevket’e satılmıştır. Enkazcı, bu abideyi yıkıyordu. Bu mamureyi tetkik ederken yıkma ameliyesine şahit oldum. Bir gazetede yaptığım neşriyatla bu hamamın Sinan’a ait olduğunu haykırdım. Bu suretle yıkılmasına mani oldum.”

Milliyet - MERT İNAN

Güncelleme Tarihi: 10 Mayıs 2018, 23:08

YORUM EKLE