Piramit Haber

Abdullah Gül'den flaş açıklamalar

Türkiye

Habertürk’te gazetecilerin sorularını yanıtlayan Gül ‘paralel devlet’ iddiaları konusunda “Bir devlet içerisinde ayrı bir devlet olamaz. Devlet içerisinde ayrı yapılanmalar da asla olamaz” diye konuştu Gül, iktidar ile cemaat arasındaki gerilime ilişkin soru üzerine de şöyle konuştu, “Hükümetin karşısına ben ancak muhalefeti koyarım. Hükümetin karşısına ben herhangi başka bir grubu koymam”

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, dün akşam Habertürk televizyonundaki Basın Kulübü programında; Erhan Çelik, Fehmi Koru ve Ruşen Çakır’ın sorularını yanıtladı. Programın başında 2013 yılının genel bir değerlendirmesini yapan Gül, soruları yanıtlarken, gündeme ilişkin konularda önemli açıklamalarda bulundu. Gül, başörtösü sorunu çerçevesinde kadınların kıyafet sorunun aşıldığını dile getirerek, CHP’yi kastederek bu konuda muhalefetinde sessiz desteğinin olduğunu belirtti.
Gül, “Tabii ki sıkıntılar muhakkak var. Türkiye’nin çözülemeyecek meselesi olmadığı kanaatindeyim. Hazirandaki olaylarla bu son olayları birbirine paralel olarak görmüyorum, birbirinden ayrı meseleler bunlar doğrusu” dedi.

Gül, Anayasa Mahkemesi’nin tutuklu vekiller konusunda verdiği kararları memnuniyet verici bulduğunu vurguladı. Gül, isimlerini vermeden Ergenekon ve Balyoz davalarıyla ilgili olarak da çarpıcı değerlendirmelerde bulundu. Gül, şöyle devam etti:

Şeriatın kestiği parmak...
Tartışılıyor, konuşuluyor doğrusu. Bu alanda tartışılıyor. Şunu unutmayalım ki çeşitli yanlışlıkların gideceği yer, bu idari konularda da olabilir, cezai konularda da olabilir, gideceği yer neresidir? Mahkemelerdir. Mahkemelerin verdiği karara itiraz mercileri vardır, yüksek mahkemelerdir. Buralara hiç gölge düşürülmemesi lazım açıkça. Hiç tereddüt olmaması lazım. Eski bir tabir vardır, ‘Şeriatın kestiği parmak acımaz’ derler. Herkesin nihayette bunu diyebilmesi lazım. Eğer bu denemiyorsa ve bu konuda eğer çeşitli davalarla ilgili sıkıntılar ortaya çıkıyorsa, serzenişler varsa demek ki daha dikkatli olunması gerekiyor demektir.”
Gül, Genelkurmay Başkanlığı’nın askerlerin yargılandığı davalarla ilgili suç duyurusunda bulunması konusunda görüşlerinin sorulması üzerine, “Eğer bir toplumda, ‘Kurunun yanında yaş da yandı’ şeklinde bir algı oluşursa ve bu ciddi boyutlarda olursa bununla ilgili hukuki çalışmalar yapılabilir, bunlar konuşulabilir ve buna karar verecek olan tabii ki parlamentodur” dedi.

Gül, “Siz de yargıda bir soruna işaret ettiniz söylediklerinizle. Sorunun kaynağına ilişkin bir tespitiniz var mı? Özellikle Ergenekon ve Balyoz gibi davalar sonucunda TSK’nın yaptığı başvurudaki ‘kumpas’ iddiası. Devletin elinde buna ilişkin veriler bulunuyor mu?” sorusuna, şu çarpıcı yanıtı verdi:

Bir kişi için bile...
“Takdir edersiniz ki ben o tip lafları kullanamam ve böyle bir şeye giremem. Cumhurbaşkanı olarak, ‘o bunu dedi, bu bunu dedi’ diyemem. Ben ancak ilke ve prensipleri ortaya koyarım. Bu söylediğim çerçeve içerisinde eğer böyle bir algı çok yoğun bir şekilde ortaya çıkarsa, bir kişi için bile bir yanlış, bir hata söz konusuysa bunun üzerine ciddi bir şekilde gidilir ve bununla ilgili bütün hukuki çalışmalar yapılabilir. Nitekim çeşitli çalışmalar da var. Barolar Birliği Başkanı beni ziyaret etti. Onların şeyleri var, başkalarının var ama bu, nihayette parlamentonun bileceği bir iştir. ‘Muhakkak yanlış yapıldı’ diye kesin bir kanaat de veremezsiniz, çünkü nihayette yüksek yargı, temyiz safhası da bitmiş bu işin. Şimdi bireysel başvuru safhası var. Ama böyle yoğun bir algı söz konusu olursa, tabii ki bakılabilir.”

Başbakan itibar etti
Gül, devreye girmesi yönünde yapılan çağrılar konusunda, şunları dile getirdi: “Bugüne geldiğimizde şunu söylemek isterim, önce biz başkanlık sisteminde değiliz biliyorsunuz, parlamenter sistemdeyiz. Parlamenter sistemde, işlerin nasıl yürüdüğü ortadadır. Cumhurbaşkanı olarak benim sorumluluğum da gayet açıktır. Bu çerçeve içerisinde ben gerek bugünkü yaşanan meseleler olur gerek başka sıcak konular ortaya çıktığında, şüphesiz ki üzerime düşeni bütün gücümle yapıyorum, bunun bilinmesini isterim.
Bu son olayla ilgili yapacağım nedir? Mahkemelerin düzgün bir şekilde çalışması, yargıya herhangi bir müdahalenin olmaması, hükümetin üstüne düşenleri en iyi şekilde yapması. Türkiye’de onun da koruyacağı önemli şeyler var. Türkiye ekonomisini ve Türkiye’deki istikrarın bozulmasına fırsat vermemesi gerekiyor. Bu anlamlarda paylaştığım şeyler oluyor Sayın Başbakan ile. Nihayette o da gereğini yapıyor. Son olaylarla ilgili hükümet değişikliğini yaptı. Benim de görüşmelerimi yaptı. Ben de kendisine görüşlerimi söyledim. Onlara itibar etti. Bunun ötesinde Cumhurbaşkanı olarak benim yapmamı istediğiniz bir şey var mı?

‘Başkanlık sistemi yok’
Demin de dedim Türkiye’de parlamenter sistem var, başkanlık sistemi yok. Bir zamanlar cumhurbaşkanlarının parlamenter sistemin, ilkelerini aşan tavırları olduğunda, Türkiye’de nelerin yaşandığını sizler bilirsiniz. Dolayısıyla benden yaptıklarımdan daha fazlasını bekleyenler aslında farklı bir sistemi tercih edebilirler yani başkanlık sistemini tercih edebilirler.”

Gül, Hâkimler Savcılar Yüksek Kurulu’nun adli kolluk yönetmeliğiyle ilgili kararı konusunda, “Bu anlamda ben, onların açıklamalarını doğru bulmadım. Çünkü yüksek mahkeme verecek kararı. Mahkemenin kararını gölgelememek lazım” dedi.

Gül, paralel devlet iddiaları konusunda, şunları söyledi: “Bir devlet içerisinde ayrı bir devlet olamaz. Devlet içerisinde ayrı yapılanmalar da asla olamaz. Devletin kurumlarında, eğer şartları yerine getiriyorsa o ülkenin vatandaşı olan herkes çalışabilir. Bu silahlı kuvvetler, yargı olabilir, devletin diğer organları olabilir. Ama onlar anayasa, kanunlar, kurumların kendi kurallarına kesinlikle riayet edecek, bir. İkincisi, kurumları içerisinde hiyerarşiye dikkat edecek. Herhangi ayrı bir dayanışma söz konusu olmayacak ve kesinlikle bu hiyerarşi, anayasa ve kanunlar çerçevesinde emir alabilirler. Bunu dışında, kurumun dışında başka bir yerden talimat, başka bir yere kurumun meselelerini taşıma gibi bir şey asla söz konusu olamaz. Bununla ilgili tabii ki iddialar araştırılır, varsa ortaya çıkartılır ve kesinlikle de müsaade edilmez.

Gereği yapılır
Tabii ki sivil toplum örgütleri olacaktır. Değişik fikirler, siyasi partilerden farklı fikirler... Bütün buralarda da nasıl ekonomik konularda şeffaflık önemliyse, bu tip konularda da şeffaflık tabii ki çok önemlidir. Bu açıdan, hele hakimler, yargı içerisinde böyle bir şey varsa asla tahammül edilemez. Bunu söyleyeyim. Ama peşinen de kimseyi başından suçlayamazsınız. Ama, bu tip iddialar ciddiyse bunlar araştırılır ve sonunda gereği muhakkak ki yapılır.”
Gül, iktidar ile cemaat arasındaki gerilime ilişkin soru üzerine, şu değerlendirmede bulundu:
“Hükümetin karşısına ben ancak muhalefeti koyarım. Ya hükümet vardır ya karşısında muhalefet vardır. Ana muhalefetiyle, diğer muhalefetiyle, muhalefet vardır. Hükümetin karşısına ben herhangi başka bir grubu koymam. Böyle bir denge asla kurmam, onu söyleyeyim. Şimdi, bu olabilir mi benim söylediğim. Bunun ismini siz nasıl söylerseniz söyleyin, sivil toplum örgütleri şeklinde, daha geniş olarak düşünürsek, bunların çeşitli gücü olur, kimisinin farklı güçleri olabilir, eğer sınırlarını aşan, demin söylediğim çerçeve içerisinde, anayasa, kanunlar, kurumların kendi kurallarını aşan, devletin çalışma sistemini tanımayıp da başka bir dayanışma içerisine giren herhangi bir faaliyet olursa, tabii ki nihayette hükümetin görevi bunları ortaya çıkarmaktır. Ama bunlar bir hukuk düzeni içerisinde olur. Bütün bunlar da nihayetinde bir hukuk düzeni içerisinde olur. Burada Cumhurbaşkanı olarak ne yapabilirim ben. Dolasıyla birazcık afaki kimsenin konuşmaması gerekir, ben ancak yeri geldiğinde herkesin bazen de aleni olarak dikkatini çekerim.”
Gül, başkanlık sistemi konusunda, “Ben doğrusu parlamenter sistemin Türkiye’ye daha uygun olduğu kanaatindeyim, bunu söyledim. Tabii ki eğer çoğunluk isterse başkanlık sistemi de olabilir. Çünkü Başkanlık sistemi de demokratik bir sistemdir. Başkanlık sistemi antidemokratik değildir” dedi.

Gül, “Bir yandan da iki taraflı operasyon beklentileri pompalanıyor” sözleri üzerine, “Böyle bir korku düzeni olamaz. Kim niye korkacak ki. Eğer bir yanlışı varsa ancak o zaman korkulur. Yanlışı olmayanın korkmaması gerekir doğrusu” dedi.

Yardım TIR’ı
Gül, Hatay’da yakalanan tır konusunda, “Bu TIR mesesinin Suriye’deki Türkmenlere yardım götüren bir araç olduğunu söylediler. O TIR’ın ne olduğunu sordum, bana da söylenen budur” bilgisini verdi.

Sorulara ambargo koymadım
Gül, cumhurbaşkanlığı seçiminin sorulması üzerine, sorulara bir ambargo koymadığını dile getirerek, “Şu anda benim bu konuyla ilgili bir şey söylemem doğru olmaz” dedi.

Yolsuzluklar hukuk içinde soruşturulmalı 

- YOLSUZLUK OPERASYONU: Görüyorum tabii ki bunları. Onun için söylüyorum, bunların kamuoyunun vicdanını tatmin edecek şekilde, muhakkak ki bunların sonuna kadar üzerine gidilmesi, sürecin işletilmesi ve netice neyse mahkemelerin buna karar vermesi gerekir. Ama bu konu sağlam bir şekilde gidebilmesi için bu tip iddiaların yapılırken de muhakkak ki hukuk prosedürlerini aksatmayacak şekilde, eğer buralarda ‘başka bir motivasyonla bunlar yapıldı’ intibaı çıkarsa, o zaman yolsuzluğun üzerine gitmek zayıflatılır. Meşruluk gider oradada. Bu taraftan da bu tip iddialar var, yani o açıdan da yine bir savcının bildiri dağıtmasını, doğrusu açıklama yapması bunlar doğru şeyler değil. Onu söyleyeyim. Ama tekrar söylüyorum sonuna kadar bunun üzerine gidilmesi gerekir.

- KOMPLO İDDİALARI ÜZERİNE:
Bunun doğru olup olmadığını yine muhakkak ki nasıl olacak, hukuk süreci içerisinde olacak. Nihayetinde bazı tutuklamalar yapıldı. Savcılar oy birliği ile yaptılar. Bazılarını da tahliye ettiler. Süreç işliyor. ‘Soruşturmanın önlenmesi için yönetmelik çıkarıldı’ dendi, Danıştay bunu durdurdu. Buradan bir kaos ortamı çıkarmak ülkeye yazık olur. Hiçbir şeyin üstü örtülemez, bugün Türkiye yeteri kadar açık, şeffaf. Herkes her şeyi açıyor, konuşuyor ve yazıyor. Bugün olmazsa yarın söyler, saklanan bir şey varsa. Ama mahkemelerin görevi, savcıların görevi titiz bir şekilde kuralları çerçevesi içerisinde yapıp ortaya çıkarmak, eğer kuralları çerçevesinde olmazsa o zaman akim kalır. Ya da başka türlü yanlışlıklar da olabilir.”

Ekonomik istikrar her şeyin başı

Gül, gündemdeki olayların ekonomiye yansımasıyla ilgili soru üzerine, kur ve faizlerdeki değişikliklerin sokaktaki vatandaşın borcunu artırdığını ve bunların eskiden çok yaşandığını hatırlattı. Gül, “Onun için ekonomik istikrar her şeyin başında geliyor. Ekonomik istikrarın bozulmaması, gene unutmayalım ki Türkiye öyle bir ülke ki dünya ile bütünleşmiş bir ülke. Sermayenin dolaşımı ülkeler arasında serbest. Türkiye’de herhangi bir kişinin diyelim ki şu kadar parası varsa, bir iş adamının 10 milyon doları varsa, yarın istediği anda Almanya’daki bir bankaya götürebilir, Londra’daki bir bankaya götürebilir. Bu, sadece yabancılar için değil, yerli de bunu yapabilir” diye konuştu.
Sıradaki Haber
Mobil Sayfaya Dön
Sitemizden en iyi şekilde faydalanmanız için çerezler kullanılmaktadır.