Asıl katil bulundu

İnsanlık Mars'a göz dikti fakat bu mesele hâlâ çözülemedi

Asıl katil bulundu

 Yıllarca soruldu bu soru, üzerine araştırmalar, tartışmalar yapıldı; şarkılara konu oldu. Fakat bir türlü net bir cevap bulunamadı. Eğer bildiğimiz gibi evlilik aşkı öldürüyorsa insanlar neden evlenmek istiyor? Evlendikten sonra aşk ölüyorsa evlilikler nasıl devam ediyor? Aşk olmadan da evlilik ve ilişki yaşanabilir mi? Bu konu üzerine tartışmalar zaman içerisinde farklı boyutlar kazanarak devam edeceğe benziyor. Biz de günümüz şartlarını göz önünde bulundurarak evlilik ve aşk üzerine merak edilenleri Aile-evlilik ve ilişki terapisti Serhat Yabancı’ya sorduk.

Evlilik ve aşkı birlikte yaşamak mümkün müdür? Bu iki kuramı nasıl açıklarsınız?

Evlilik bir düzen üzerine kurulu sistem bütünüdür. Aşk ise kuralsızlık, dengesiz duygu ve biliş durumudur. Farklı duyguları farklı zamanlarda yaşamaktır. Aşkla Evliliğin çelişmesinin temelinde, birinin tutarsız ve güvensizliğine rağmen diğerinin daha fazla güven vermesi ve duyguların daha statik olması yatar.

Aşk bir duygu durumu iken, evlilik bir medeni durum ve yaşam tarzıdır. Yaşam tarzınız duygu durumunuzu etkileyecektir elbet. Fakat bu yok etmesi veya öldürmesi olarak değil, yön vermesi veya şekillendirmesi olarak değerlendirilmelidir. 

Evlilik aşkı nasıl etkiliyor?

Evlilik, aşkı bir şekle sokar. Daha güvenilir, daha özgürce yaşanmasını, sosyal baskılara karşı korumasını, aşkın yaşama şeklinin çiftlere devredilmesini sağlar. Evlilik aslında aşkın en güvenilir limanıdır. Ta ki beklentiler ortaya çıkana kadar. 

Ne oluyor beklentiler ortaya çıkınca peki? Beklentiler mi aşkı öldürüyor aslında?

Evet. İtiraf etmeliyiz ki evlilik aşkı öldürmüyor, beklentiler aşkı öldürüyor. Bu beklentiler, evli olmak, damat-gelin olmak; rolüne göre evdeki ve dışarıdaki sorumluluklar, yemek yapma- para kazanma sorumluluğu, hesap verme- hesap sorma durumları, istemediğin zamanlarda cinsellik yaşama-yaşamama durumu gibi. Bu ve buna olan, bazen sorumluluk bazen baskı bazen de sistemin sana yükledikleri nedeniyle evlilikteki aşk, temel ihtiyaçların ve beklentilerin gölgesinde kalmaktadır. Bu sorumluluklardan elbette bazıları yerine getirilmelidir. Evliliği flört mantığıyla yürütemeyiz ama bu sorumlulukların nasıl yerine getirildiği, nasıl talep edildiği ve yerine getirilmediğinde yaşananlar önemlidir.


Aşk hep var olamaz mı peki?
Evliliği özenli, korunması ve büyütülmesi gereken bir çocuk gibi yürütürseniz aşkınız da yıpranmaz, yer ve şekil değiştirerek devam eder. Ama yıpratılan bir evlilikte aşkın aynı kalması düşünülemez.

Aşk bittiğin de evlilik de mi bitmeye mahkum? Yani aşkın sürmesi evliliğin devamı için gerekli olan bir durum mudur?

Evliliği sürdürme şekliniz yanlış ise, o şekilde yürüttüğünüz bir flörtte de aynı şeyleri yaşarsınız. Tek fark şu, aşk bittiğinde flörtün bitmesi kolay, evliliğin bitmesi zordur.

Yani aşk sadece evlenince bitmiyor. Öyle mi?

Bir flörtte de özensiz ve sorumsuz iseniz, aşkta evli gibi bir süreç yaşarsınız. Aşkın öldüğü tek yer evlilik kurumu değildir. Saygının, sevginin, ilginin olmadığı her yerde aşk ölür.


O halde evliliğin değil, evlilerin aşkı zedelediğini düşünebiliriz.
Evlilik, aşkın yarattığı fizyolojik, duygusal ve zihinsel etmenlerini stabil hale getirir.

Yani?

Yani aşkın ani duygu iniş çıkışları, kaybetme kaygıları, taktik savaşları, evliliğin verdiği güven ve sakinleşme durumu gereği aşk belli düzeye iner. Aslında bu azalma gibi görünse de yaşanabilir düzeye gelmesidir.

Flört aşkı, son model araba gibidir!

Sonuçta hiç bir ilişki, evlilik, flört, gizli aşk, yasak aşk vs. süreç boyunca ilk günkü gibi devam etmez. Mesela 8 yıldır devam eden bir flört aşkının, evlilikteki aşktan tek farkı birkaç yaşanmamış amaçtır.

Flörtlerde yaşanan aşk ile evlilikte yaşanan aşk farklı mı yani?

Flört aşkı, son model araba gibidir. Kokusu, heyecanı, beklentileri, imajı farklıdır. flörtün başı, reklamlar dönemi olduğu için, olan ile olması gereken arasındaki fark yüksek, buna bağlı olarak da aşk daha da yüceltilir ve daha yoğun yaşanır.

Flört döneminde görüşmenin sıkılığı, içeriği, umutlar, kavuşamamanın verdiği motivasyon, tamamlanma ihtiyacı gibi etmenler aşkın yoğun olmasını sağlar. Sonuçta aşkın flört döneminde yoğunluğu flörtten kaynaklanırken, evlilikte ise bunların tamamlanmasından dolayı aşk oranının daha da artması gerekir. Oysa evliliği bir yarış gibi görenlerde evlilik, hedefsiz kalmak rakipsiz kalmak olarak algılandığı için aşk oranı da azalır. Bazen de yeni rakipler ve hedefler seçilir ve aldatmalar oluşur.

Aşkı yaşatmak, sürdürmek mümkün mü? Aşk hiç bitmese mesela?

Özellikle narsistlerde ilişki: yarışmak, elde etmek, devamlı flört veya nişanlılık dönemi duyguları yaşamak arayışları vardır. Devamlı yeni ve taze duygular yaşamak için de sık ilişki değiştirmek veya aldatma girişimlerinde de bulunurlar. Oysa esas olan var olan ilişki içinde bunu yaşamaktır. Çünkü partner değiştirmek, geçici de olsa o duyguları size verecek ama sonrasında aynı döngünün başına geleceksiniz. Eğer evlilik içinde aşkı veya sizi bağlayıcı duyguları keşfedemiyorsanız hayatınız düzensiz ve kısa süreli ilişkiler ve kaçan-kovalayan sistemi ile sürecektir.

Evliliğin aşkla bir alıp veremeyeceği bir sorunu yok. Sadece biz kendimizi “aşk, flörtte yaşanır, aşk kaçak veya yasaksa yaşanır ya da ulaşamadıkça yaşanır” diye inandırdığımız için evlilikte aşkı yaşatamıyoruz.

Sonuç olarak ne diyorsunuz, aşkın katili bulundu mu?

Evlilik aşk öldürmez. Evlilik, sizin ilişki için çabanızı azaltır. Eğer korku ile bağlı biri veya kaybetmemek için evlenen biriyseniz aşkınız da çabanız da çok çabuk sonlanır. Flört döneminde kaybetme kaygısı yaşayanlar, bununla ancak evlendiği taktirde başa çıkacaklarını sanırlar. Oysa evlilik, güvenlik için değil, sevgi için aşk için olmalı. Sevgisiz ve aşksız bir güvenlik ihtiyacı risklidir. Çünkü güvenlik ihtiyacınızı karşıladıktan sonra o ilişkiden beslenecek bir şey bulamazsınız. Bu durum ise, iyi bir ilişkinin ancak doğru bir başlangıçla da ilişkisi olduğunu gösterir. Yani niçin evlendiğinizin cevabıdır bu.

Kaybetme korkusu, sizi ona yakınlaştırır. Kaybetmemek için daha çok çaba gösterir, daha çok alttan alır, daha çok yanında bulunur, kendinizi 1 saniye bile unutturmamak istersiniz. Ama kaybetme korkusu aşkı arttırmaz. Çünkü aşk iyi bir şey, korku kötü bir şey ise, kötü bir şey iyi bir şeyi arttırmaz. Bu sadece anlık bir değerdir. Evlilikte kaybetme korkusunun olmaması, aşkı azaltmaz. Aksine bu korku olmadığında daha özgürce yaşarsınız aşkınızı. Çünkü, korkunun olduğu yerde özgürlük olmaz, özgürlüğün olmadığı yerde de aşk olmaz ve yaşanmaz.

Aşkta kaybetmemek adına büyük bir çaba vardır. Hem kişiyi hem de aşkı... Bu ise özel davranmak ile ancak ayakta durur. 

Özel davranmak?

Evlilikte eşler birbirini özel görmezlerse itinalı davranmazlar ise, saygı ve sevgi konusunda karşılıklı hassas olurlarsa zaten var olan aşk, duraksamadan devam eder. Zaten, evliliğe geçişte eğer kişilerin tavırlarında bir değişiklik olmazsa, duygularında da bir değişiklik olmaz.

Açıkçası toplum, evlilerin aşk yaşamasını olgunlaşmama ya da yeni olmak olarak algılıyor. 


Yani aşkı toplumun değer yarıları mı belirliyor?
Kısmen. Mesela öpüşen bir evli çift için yapılan ilk yorum, “bunlar yeni evli galiba” denilir. Yine sarmaş dolaş olan evlilere “tadını çıkarın çocuk olduğunda birbirinizi görmek istemeyebilirsiniz”. Şeklinde yorumlar yapılır. Örneğin otobüste sarılan yada öpüşen bir evli bir de bekar çift görseniz rahatsız olabilirsiniz. Ama toplum evli çift için neden evlerinde yapmıyorlar diye düşünürken, sevgililer için ise daha hoş görülü olur ve kabul edilebilir görürler. Evlilere aşkı yaşamayı, dil veya davranışla göstermeyi gereksiz bulup inandırıcı da görmeyebiliyor.

Oysa evliliğin verdiği güven açısından; aşkı daha yoğun, kabul edilebilir yaşaması gerekir. Sonuçta evlilik, ilişkinin toplumsal onay almasıdır.

Yani evlilik, aşkın güvencesidir. Güzel yürütülen bir ilişki için evlilik tüm imkanları ve fırsatları size sunar. Ama kullanamamak ve değerlendirememek çiftlerin seçimidir.

Buraya kadar anlaşıldığı üzere aşkı öldüren evlilik değil aslında aşkı öldüren ilişkiyi yaşayan çiftler. 

 

 




İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.