Ey şakirt kardeşlerim!

Ey şakirt kardeşlerim!

Ey şakirt kardeşlerim!

 Sizler çoğunlukla ömrünüzün baharında, tazecik ömürlerinizde kiminiz okul sıralarında, kiminiz dershane koridorlarında, kiminiz öğrenci yurtlarında, kiminiz üniversite yıllarında, kiminiz ışık evlerde, kiminiz haftalık sohbetlerde, kiminiz maklübe toplantılarında, kiminiz gezilerde "hizmet" sıfatıyla duyduğunuz ve gerçekten de yüzlerinde temizlik ve berraklık hissedilen abiler, ablalarla tanışarak "hizmet insanı" olma şerefini yaşadınız. Abiler-Ablalar idolünüz oldu, en kısa sürede siz de onlar gibi olma hevesiyle günlerinizi eskittiniz.


Sizler gerçekten de çok az rastlanır bir cesaretle çok güçlü iradelerin muvaffak olabileceği devasa fedakârlıklarla rıza-i ilahi için ömür sermayenizi harcamaktan berî olmadınız. Bayrama uyanan çocuklar gibi şen ve coşku ile o yolda inanılmaz güzellikler başardınız. İnsanları yürüdüğünüz kervana katarak hizmetin daha çok insana ulaşması için gayret sarf ettiniz. Bu uğurda memleketlerinizi, ülkenizi terk ettiniz. Kuş uçmaz kervan geçmez diyarları vatan bildiniz.

Sizi bütün bu fedakarlıklara sevk eden motivasyon kaynaklarınız cidden çok güçlü. Bir abinin-ablanın emrini adeta sorgulamayı günah addederek yerine getirirken rıza-i ilahiden başka bir gayeniz olmadı. Sizler gerçekten alnından öpülesi insanlarsınız.
Keşke her şey bu safvet ve güzellikte olsaydı ama maalesef sizin güzellikleriniz üzerinden rant, çıkar, güç, iktidar, şöhret, servet, siyaset güdenler oldu, olacak. Sizin için bu türden hesaplar; iğrenç, şeytan işi şeyler olduğu için sizden birilerinin hem de cemaati temsil kabiliyetinde kişilerin böyle şeylere iltifat edebileceğini hayal dahi edemezdiniz. Keza her şeye rağmen halen hizmet dairenizde en ufak bir kusurun olduğuna kanî değilsiniz.

Sizler odaklandığınız ufuk ve bugüne dek kurduğunuz hayaller, geride bıraktığınız güzel işleriniz görünen ile aslında olanı ayırt etmenize imkân vermez. İçten kendi manzaranızı keşfetmeniz zor olabilir, fakat size dışarıdan bakılığında kemmiyet ve keyfiyet arasındaki dengenin ters orantılı olduğu görünüyor. Birileri ki bunlar içinde bulunduğunuz camianın politikalarını belirleyen kişiler sizin bugüne dek kurduğunuz dünyayı altüst edivermişler. Sizi ve sizin dünyanızı hiçe saymışlar. Sizin güzelliğinizi ve masum-müspet emellerinizi tahkir ettirecek, çirkefleştirecek bir yola sokmuşlar. Daha evvel hiçbir insana sesini dahi yükseltmeyen muhabbet fedaileri olan siz sevgi insanlarını aksi, fütursuz, pervasız bir asker gibi savaş menzillerine yollamışlar. Hepsinden öte cemaate dair müspet algı, çok hızlı bir şekilde çok üst düzeyde menfi bir algıya dönüşmüş. Kabul edersiniz etmezsiniz, dışarıdan görünen şekliniz bu. Netice ne olursa olsun sizin bugüne dek masum, müspet ama devasa fedakârlıklarla edindiğiniz sevaplarınıza asla halel gelmez.
Gelinen nokta itibariyle bir kavşakta bulunuyorsunuz…

Eğer gerçekten de dava adamı iseniz, eğer siz hizmet düsturlarını hizmet insanından önde görüyorsanız, eğer siz abiler-ablalar-hocaefendilerin rızasından ziyade Allah'ın rızasına talipseniz… Çeklin bir kenara ve Rabbinizin huzuruna durunuz. Kendi hasbıhalinizi yapınız… Haklıyı en uzağınızdakinden, haksızı bizatihi kendinizden sorgulayarak vicdanınızın merkeze doğru ilerleyin.

Vicdanınızın terazisinde çıkan neticeye göre hamlenizi yapınız. Eğer kendinizde bir kusur keşfettiniz ise onu düzeltmek için gayret edin. Eğer içinde bulunduğunuz dairede bir şeyler yanlış ise sindirmek yerine onu düzeltmek için mücadele edin. Orayı terk edin demiyorum, düzeltmek, onarmak için mesai harcayın. Eğer yanlış hariçten geliyor ise karakterinize uygun güzellikle mukabele edin, güzelliğiniz ile çirkinliği utandırın. Bedeniniz kaybetse de vicdanınız kazansın.

Hizmet dairesinde yaygın bir ifade var; "hizmet, şahıslara bağlı kalmamaktır" diye. Eğer gerçekten de böyle ise, cemaatin gerçek sahipleri olan siz güzel insanlar teslimiyet ve itaat ölçülerini asgariye indirerek inisiyatifi ele alınız. Birilerinin gizli emellerine bu camiayı kurban ederseniz, üstelik buna katkı sağlarsanız telafisi mümkün olmayan ölümcül yaralar pişmanlık fayda etmez. Pişmanlık günü geldiğinde dünya haksız, bir tek siz haklı olsanız dahi cennetasa bahar başka bir bahara kalacaktır.

Ahmet ÇİÇEK
Güncelleme Tarihi: 27 Şubat 2014, 00:25

YORUM EKLE