Şebeş (Karanşebeş) Muharebesi

Şebeş Muharebesi, Romanya'nın Karansebeş bölgesinde Osmanlı İmparatorluğu ve Kutsal Roma-Cermen İmparatorluğu'na bağlı Avusturya Arşidüklüğü arasında yapılan bir muharebe olup, muharebe Osmanlı zaferi ile sonuçlanmıştır.

Tarih 14.12.2019, 17:05 14.12.2019, 18:10
1452
Şebeş (Karanşebeş) Muharebesi

Şebeş Muharebesi, Romanya'nın Karansebeş bölgesinde Osmanlı İmparatorluğu ve Kutsal Roma-Cermen İmparatorluğu'na bağlı Avusturya Arşidüklüğü arasında yapılan bir muharebe olup, muharebe Osmanlı zaferi ile sonuçlanmıştır. Ancak Osmanlı kaynakları ve Avusturya kaynakları değişik olaylara önem vermekte ve bu anlatımların hangisinin gerçeği tam yansıttığı hususunda sorunlarla karşılaşılmaktadır. Özellikle Avusturyalılar tarafından yazılan Almanca mevcut kaynaklar savaştan uzun bir süre sonra yazılmıştır ve kendi tarafını hiç iyi göstermeyen gerçekler anlatmaktadır.

İÇİNDEKİLER
1 Osmanlı kaynaklarına göre Şebeş Muharebesi
1.1 Şebeş'de durum
1.2 Planlar ve gerçekleşen çarpışmalar
2 Sonraki gelişmeler
3 Almanca kaynaklara göre Şebeş Muharebesi
3.1 Karánşebeş Muharebesi
3.2 Almanca yayınlanan kaynaklar
4 Sonuçları
5 Kaynakça
5.1 Dipnotlar

OSMANLI KAYNAKLARINA GÖRE ŞEBEŞ MUHAREBESİ

Osmanlı Padişahı I. Abdülhamit'in emriyle Serdar-ı Ekrem olan Sadrazam Koca Yusuf Paşa Osmanlı ordusunu Sofya üzerinden harekete geçirtti.

Lazarathâne isimli bir mevkide Avusturya ordusuyla karşılaşan Memiş Paşa’nın süvarileri, şiddetli bir hücumla Avusturya ordusunu istihkâmlarından söktü. İki yüz bin kişilik orduya sahip olan Avusturya İmparatoru II. Josef, sayıca üstün olmasına karşın bu saldırı karşısında tutunabilmek için ordusunu Muhadiye Boğazı'na doğru çekmek zorunda kaldı. Muhadiye Boğazı, çok sarp ve geçilmesi ve zapt edilmesi zor bir yerdi. Aynı zamanda Temeşvar eyaletinin kilit noktası sayılırdı. Ortasından bir de nehir geçiyordu.

Sadrâzam Koca Yusuf Paşa, serasker Kethüda Cenaze Hasan Paşa ve diğer komutanlarıyla hareket tarzını istişare ettikten sonra, evvelâ boğazın iki tarafındaki tabyaların zaptına karar verdi. Üç gün süren Muhadiye Muharebesi çarpışmalarında Avusturya ordusu ağır bir yenilgiye uğratılıp boğazdaki tabyalar ele geçirildi. Muhadiye Muharebesi'nin kaybedilmesiyle, Muhadiye boğazında tutunamayan Avusturya İmparatoru II. Joseph, Şebeş boğazına güç bir hâlde kaçtı.

Şebeş'de durum

Muhadiye Muharebesi'nde bozguna uğrayan Avusturya İmparatoru 80.000 kişilik ordu ve 500 top ile Şebeş Boğazı'nda mevzilendi ve bu mevziler gayet iyi tahkim edildi. Fakat bu Avusturya ordusu için sorunlar çıkmıştı. İmparator, Eflak'da bulunan 30.000 kişilik Avusturya ordusunun komutanı General Fabriz'e emir gönderip Sebes önünde bulunan Osmanlı ordusunun gerisine gelip arkadan hücuma geçmesini emretmişti. Fakat General Fabriz bu emre itaat edemeyeceğini bildiren bir cevap gönderdi. Yolların mevsim icabı kapalı olduğunu ve bu yollardan emri altındaki ordu ile yürüyüşe geçerse 20.000 kadar (yani ordunun 2/3u kadarını) zayiat verileceğini hesapladığını bildirip bu büyük zayiat verilirse Eflak'taki Avusturya elinde bulunan arazilerin de Osmanlılara geçmesini büyük olasılığı olduğunu da ifade etmişti. Bu takviyenin gelmeyişi Şebeş'de başkomutan imparatoru zora düşürdü.

Muhadiye Muharebesi'nden sonra Osmanlı ordusu ise üç değişik grup halinde bulunuyordu. Bir ordu grubu Vidin'de bulunup bu grupta Sancak-ı Şerif bulunmaktaydı. İkinci grup Fethülislam kalesindeydi. Üçüncü grup ise sarp İnlik kalesinde bulunmaktaydı. Osmanlı ordusunun üç grupta olması Avusturya casusları tarafından Avusturya orduları komutanına iletilmişti ve Avusturya yüksek komuta heyeti bu haberi Osmanlı güçlerinin birbiri ardında bulunan 400.000 kişilik üç ordu grubundan oluştuğu sonucunu çıkartmışlardı. Serdar-ı Ekrem olan Koca Yusuf Paşa bu üç grubu birleştirip İrşova ve Lazarethane arasında topladı. Böylece bu ana Osmanlı ordusu Muhadiye'de bulunan Serasker Kethüda Hasan Paşa'nın güçlerine daha da yaklaştı.

Bu sırada Semendire'de bulunan Osmanlı Rumeli Valisi ve Belgrad'da bulunan serasker Süleyman Paşa bölgeyi Sırp isyancı ve asilerinden temizlemişlerdi ve Pançova'da bulunan Memiş Paşa güçlerine düzenli lojistik destek ve askeri takviye sağlama durumuna gelmişlerdi.

Lazarethane'de Sadrazam Koca Yusuf Paşa başkanlığında yapılan ordu müzakerelerinde kış mevsimi ciddiyetle başlamadan ve Avusturya ordusunun Muhaddiye Muharebesi yenilgisinden kendini toparlamasına imkan sağlamadan, hemen harekata başlanmasına ve bu nedenle Şebeş Boğazı'nda tahkimli mevzilere girmiş olan Avusturya ordusu üzerine gidilmesine karar verildi. Öncü olarak Çerkez Hasan Paşa komutasında birlikler; onun ardından serasker Kethüda Hasan Paşa komutasındaki birlikler Şebeş Boğazına sevk edildi. Serdar-ı Ekrem Koca Yusuf Paşa birlikleri ile önce Muhadiyye'ye gitti. Fakat buraya gelen serdar-ı Ekrem uzluktan top sesleri duymaya başlamıştı ve bunun üzerine Serdar-ı Ekrem de komutasındaki birliklerle Şebeş Boğazı'na gitmeye karar verdi. Bu arada Şebeş önünde gelmiş bulunan Kethüda Hasan Paşa'dan da 20.000 takviye isteyen bir mektup da Serdar-ı Ekrem eline geçti. Böylece Serdar-ı Ekrem Muhadiye boğazını savunma için bir miktar asker bırakıp kendi birlikleri ile Şebeş Boğazı'ndaki Avusturya mevzileri üzerine geldi.

Planlar ve gerçekleşen çarpışmalar

Osmanlı Serdar-ı Ekrem’i önce durumu daha uygun bir mevkiden gözetlemek için yakındaki büyük dağın zirvesine çıkıp düşmanın durumunu ve siperlerini dikkatle inceledi. Önce bu zirve üzerine bir top çıkartılmasını; düşman siperlerini bu topla dövüp bir hücumla bu düşman siperlerinin Osmanlı eline geçirilmesi için bir plan yaptı. Fakat aynı gözetleme zirvesine giden dalkılıç ağaları zirveye şahsen bile çıkmanın çok zor olduğunu ve bir top çıkarmanın imkânsız olacağını ifade ettiler. Ama zirveye değil, geceleyin karanlıktan faydalanarak dağ eteklerine siper kazılıp buraya toplar yerleştirilip düşman siperlerini döğerek oradan bir hücuma destek sağlayabileceğini ifade ettiler. Serdar-ı Ekrem’in bu zirveden gözetlemesi ve sonra ağalarla olan toplantısı uzaktan Avusturya casusları tarafından izlendi ve bu haberleri alan Avusturyalı komutanlar telaşa düştüler.

Fakat gerçekte ne dağa top çıkarılması ve ne de dağ eteklerine siper kazılması gerekti. Muhadiye'den gelen büyükçe bir yeniçeri piyade birliği Osmanlı ordusuna dahil olduğu Avusturyalılar tarafından görüldü. O gün Rus cephesinden bir haberci gelmiş ve bu Osmanlı ordusunun birlikleri tarafından izlenmişti. Bu haberde Rusların Özi (Dinyeper) Nehri üzerindeki Pirezen Adası'nı ellerine geçirdikleri bildirilmekteydi. Ama Koca Yusuf Paşa bu haberci gelişini ordusunun moralini yükseltmek için bir aldatmaca olarak kullanmaya karar verdi. Haberi tersine çevirerek "Özi önünde Ruslar mağlup edilmiştir" diye divan efendisine bir mektup yazdırdı; bunu askerler arasında okutup ilan ettirdi. Bu ilan askeri çok heyecanlandırdı; onların bir zafer şenliği yapmaya başlamalarına neden oldu. Bu sırada da bir Osmanlı birliği bir Avusturya tabyasına hücum edip onu eline geçirdi. Osmanlılar bu hücumu, getirilen yeni yeniçeri piyadeleri ile bir gece taarruzu yapıp, yenilemeyi planlamışlardı. Fakat yeni birliklerin gelmesi; bir zafer şenliği yapılması ve bir tabyanın ele geçirilmesini Avusturya komuta heyeti yanlış yorumladı ve destek alan Osmanlıların ertesi gün üç taraftan sarılı olan Avusturyalılar üzerine genel bir hücum yapacağı yorumunu yaptılar. Bu nedenle 29 Eylül 1788 akşamı Avusturya ordusunun büyük bir kısmına, süvari birliklerini artçı olarak bırakarak, hazırladıkları siperlerden geri çekilme emri verildi. Avusturya güçleri geri çekilmekteyken bir köprüyü geçmekteyken iki askerin içki satın almak yaptıkları bir kavga genişledi ve Türkler geliyor şayiaları, dedikoduları, büyük bağırtılara dönüştü. Askerlerinin çekilmesi birbirini kırıp çiğneyerek bir panik haline dönüştü.

Bu çekilmeyi izleyen Çerkes Hasan Paşa birlikleri ve ardından da serasker Kethüda Halil Paşa birlikleri çekilen Avusturyalılar arkasına onları takibe düştüler. Şebeş kasabası içine giren büyük sayıda Avusturya güçleri o kasaba içinde tıkatıldı. Osmanlı birlikleri bu kasabayı ateşe verdiler ve yangından kaçanları kılıçtan geçirdiler. Kaçmayı başaran Avusturya birlikleri Lagoş tarafına yöneldiler. Avusturya ordusu dağıtılmakla kalmadı; 1000 esir, birkaç top, cephane arabaları ve çok sayıda silah ve onların cephanesi Osmanlılar eline geçti. Avusturya İmparatoru ve başkomutanı Arşidük Joseph esir olmaktan zor kurtuldu. Uzun zamandır Avusturyalılar, böyle bir mağlubiyete uğramamıştı.

SONRAKİ GELİŞMELER

Bu Şebeş Muharebesi bittikten sonra 21 Eylül 1788’de kazanılan zafer üzerine Sultan Abdülhamid Han’a Gazi unvanı verildi.

Bu zaferin kazanılmasında en büyük pay 1768-1774 yıllarındaki Osmanlı-Rus Savaşı sonrası yapılan reformla oluşturulan sürat topçuları, süvariler ile yeniçerilerin etkili ve koordineli bir şekilde kullanılabilmesi ve yeniçerilerin Kartal Ovası Muharebesi gibi muharebelerin aksine disiplinlerinin 17. yüzyıldan beri bozuk olmasına karşın bu sefer ateşli silahları etkili şekilde kullanabilmeleri ve disiplinli davranmalarıdır.

Serdar-ı Ekrem Koca Yusuf Paşa karargâhını Avusturyalıların karargâhında imparator mahalline naklettirdi. Lagoş taraflarına da akınlar yapıldı. Ordunun yiyecek, sair levazım ve mühimmat ihtiyaçlarını geriden tedarik edilip nakledilmesine lüzum kalmadan Avusturyalıların geride bıraktıkları ganimet malıyla idare edildi.

Pançova taraflarına yöneltilen Memiş Paşa güçleri de eskiden Avusturyalılar elinde bulunan bu bölgeyi altüst ettiler; Pançova'yı yaktılar ve Tuna Nehri’nin sol kolundaki bölgeyi Belgrad karşısına kadar vurdular. Bu harekâta elde edilen esirler sayısı 50.000'i aşıp bunu başaran Osmanlı ordu birliklerinin sayısının iki mislini bulmuştu. Bu güçler 80'den fazla top ellerine geçirmişlerdi. Ganimet cephane ve diğer eşyanın hesabı tutulamamıştı.

Fakat bu galibiyet verilen bir aksi kararla bir kenara atılmıştır. Koca Yusuf Paşa ve komuta heyeti yaptıkları bir büyük toplantıda mevsimin geç olması nedeniyle ordunun kış karargâhına dönmesi kararı aldılar. Muhadiye ve Lazarethane'ye koruyucu güçler konulup ordunun kalan kısmı kış karargâhı olarak seçilmiş olan Şumnu'ya geri dönmeye başladı. Geri dönmekte olan ordu Vidin ile Şumnu arasında iken Avusturya güçleri tekrar hücuma geçtiler. Muhadiye, Lazarethane, Pançova ve Aktabya'da bırakılan savunma güçleri bunlara karşı koyamadılar; geri çekilmek zorunda kaldılar ve bu mevkiler Avusturya orduları eline geçti. Pançova'da başarılı olan Memiş Paşa Muhadiye Muhafızı olarak görevlendirilmişti. Ama çok küçük sayıda şahsi koruyucuları ile bu mevkiye giderken bir Avusturya tümeni tarafından pusuya düşürülerek esir alındı.

Avusturyalılar, Bosna eyaletine de girmişlerdi. Bosna valisinin asker ve levazım isteği karşılanamadı, Novi ve Dubiçe Avusturyalılarca işgal edildi.

Şumnu'ya gitmekte olan Osmanlı ordusunu diğer kötü harp haberleri de beklemekte idi. Rus cephesinde Özi ve Bender Ruslar eline geçmişti; Ruslar Eflak'ın bir kısmını işgal etmişlerdi ve Buğdan'a da girmişlerdi. O taraflara destek sağlamak gerektiği sırada, 13 Kasım 1788'de bu ordu Rusçuk karargâhına gelmişti. Burada yapılan müzakereler büyük tartışmalara yol açtı. Edirne, Şumnu ve Rusçuk ordunun kışlama merkezi olması hakkında uzun uzadıya konuşmalara yol açtı. Sonunda 1788-1789 yılı kışında ordunun Rusçuk'ta kışlamasına karar verildi.

ALMANCA KAYNAKLARA GÖRE ŞEBEŞ MUHAREBESİ

Karánşebeş Muharebesi

Karánşebeş (Şebeş) muharebesi, 17 Eylül 1788 akşamı Osmanlı kuvvetlerini arayan Avusturya öncü birlikleri arasında gerçekleşir. Yaklaşık 100.000 kişilik Avusturya kuvvetleri Osmanlılarla savaşmak için Karánsebes kasabası (Günümüz Romanya’sında Caransebeş) yakınlarında kamp kurar.

Hussar birliği (hafif süvari birliği) keşif için Timiş nehrinin karşı yakasına geçer, Osmanlılardan hiçbir iz bulamaz. Hussar birliğinin yolda karşılaştığı çingene konvoyu muzaffer Avusturya askerlerine kendilerinden schnapps (alkollü likör, bir tür cin) satın almalarını teklif eder. Tekliften memnun kalan Hussarlar içki fıçılarını satın alırlar. Sonradan nehri geçen bir başka Avusturya piyade kolu, Hussarların bu içki partisine katılmak ister. Lakin Hussarlar içki fıçılarını piyadelerle paylaşmak istemez. İçki fıçılarının etrafını sarıp koruma altına alır, tartışma sürerken bir asker ateş eder. Böylece Hussarlar ve piyadeler arasında çatışma başlamış olur.

Çatışma sırasında bazı piyadeler, Hussarları korkutma amaçlı Turciii! Turciii! Diye haykırır.(Romence: Türkleeer!). Bunu duyan Hussarlar Türkler geldi zannedip kaçar, Hussarların kaçtığını gören piyadelerde kaçışmaya başlar. Zira Avusturya Ordusu Lombardlı İtalyanlardan, Balkan Slavlarından, Avusturyalılardan ve çeşitli azınlıklardan oluşan karma bir ordudur. Bu sebeple askerler birbirlerini anlamakta zorlanmaktadır. Durumu düzeltmeye çalışan Avusturyalı subaylar Halt! (Almanca:Durun!) Halt! (Durun!) diye bağırır, fakat Almanca bilmeyen askerler bu kelimeleri Allah! Allah! Diye anlayınca işler daha da kötüleşir.

Süvarilerin kampa doğru dörtnala geldiğini gören bir birlik kumandanı, Osmanlı akıncılarının saldırısına uğradıklarını zannedip,topçulara ateş emri verir. Bu sırada, çatışma sesini duyan askerler ne olduğunu anlayamadan kaçmaya başlar. Birlikler her gördüğü gölgeyi Türk zannedip vurmaya başlar, aslında ateş ettikleri kendi askerleridir. Bu kargaşa sonucu tüm ordu geri çekilir, İmparator II. Joseph atını küçük bir çaya sürerken attan düşüp sakatlanır.

İki gün sonra olay yerine ulaşan Osmanlı ordusu 10.000 kadar ölü ve yaralıyla karşılaşır ve Karanşebeş şehrini rahatça ele geçirir.

Almanca yayınlanan kaynaklar

Avusturya kaynakları içinde bu savaşla ilgili yayınlanan en eski kaynaklardan biri olaydan yaklaşık 59 yıl sonra A. J. Gross-Hoffinger tarafınfan yazılan "Geschichte Josephs des Zweiten" adlı kitaptır ve çoğu yazar 1. Anlatımı bu kitabı temel alarak yazmışlardır. Diğer bir kitapta olaydan 55 yıl sonra çıkarılmış bir kitaptır. Bu kitapta bu olay ile ilgili "Austrian Military Magazine of 1831" adlı bir dergiye atıf yapmakta ve bu dergide tam hikâyesinin bulunduğundan bahsetmektedir.

SONUÇLAR

Kazanılan Muhadiye ve Şebeş Muharebelerine karşın, Osmanlı kuvvetleri bu zaferler sonrası Macaristan içlerine kadar ilerlemek istedilerse de ilerleyemediler; ancak Banat ve Temeşvar'da belli köy ve kasabaları, kaleleri geçici süreliğine işgal edebildiler; zira iki cephede savaşan Osmanlı kuvvetleri Avusturya cephesinin aksine Ruslara karşı aynen 1768-1774 savaşındaki gibi ardı ardına bozguna uğruyorlardı.

Ruslar, Odesa ve Özi kalelerini alıp Besarabya'ya kadar ilerlediler. İzmail, Yaş, Kili, Akkerman'da dahil pek çok şehri kuşattılar. Osmanlılarda Rus ilerlemesini durdurmak için kuvvetlerini Ruslar üzerine yönlendirmek zorunda kaldılar; bu geçen bir yıllık zamanda toparlanan Avusturya kuvvetleri Prens Josias of Saxe-Coburg-Saalfeld komutasında bir kuvvetle tekrar ilerlemeye başladılar. Meşhur Rus General Aleksandr Suvorov komutasındaki Rus Kuvvetleri ile birleşip Fokşan ve Boze Muharebesi'ni kazandılar ve mareşal Ernst Gideon von Laudon komutasında bir Avusturya ordusu da; Belgrad üzerine yürüyüp 3 haftalık bir kuşatma ile Boze Muharebesi sonrası büyük bir Osmanlı Ordusunun yok edilmesiyle artık yardım alamaz hale gelen Belgrad'ı ele geçirdi. Bununla birlikte Avusturyalılar, Yerköy'de yapılan muharebede Osmanlı ordusunca durdurulabildi. Ancak Avusturya Arşidüklüğü, Fransız İhtilali sonucu artan Fransız askeri tehdidi yanında, ülkesindeki toplumlarda Fransız İhtilalinden kaynaklanan fikirlerden milliyetçi bir ayaklanma tehdidi ve aynı anda iki cephede savaş durumu belirince Osmanlı İmparatorluğu ile apar topar Ziştovi Antlaşmasını imzalayarak savaştan çekildi. Bu antlaşma ile Belgrad Osmanlılara geri verilirken, Avusturya sadece bugünkü Romanya topraklarında bulunan Orşova şehri ve şimdiki Hırvatistan topraklarında kalan iki küçük yerin (iki küçük köyün) kendisine bırakılmasına razı olmak zorunda kaldı.

KAYNAKÇA:

  • Uzunçarşılı, İsmail Hakkı (2003). Osmanlı Tarihi III. Cilt 1. Kısım: II. Selim'in Tahta Çıkışından 1699 Karlofça Andlaşmasına Kadar. Ankara: Türk Tarih Kurumu Yayınları. ISBN 975-16-0013-8. say. 532-534
  • Regan, Geoffrey Regan (2000). The Brassey's Book of Military Blunders. Washington, D.C.: Brassey's. ISBN 157488252X. İçeriği Google Books ta ön izlemesi bulunabilir.
  • Durschmied (2000). The Hinge Factor: How Chance and Stupidity Have Changed History. Arcade Publishing. ISBN 9781559705158. İçeriği Google Books'ta ön izlemesi bulunabilir.

Dipnotlar:

  • ^ Koca Yusuf Paşa'nın Avusturya cephesinde savașları ve Şebeş Muharebesi'ne dair en yakın tarihçe Bursalı Cizyedarzade Bahaeddin Ahmet Efendi tarafından hazırlanmış bulunmaktadır. Bu yazının ana Türkçe kaynağı İsmail Hakkı Uzunçarsılı (1956)'dır
  • ^ Uzunçarşılı, İsmail Hakkı (2003). Osmanlı Tarihi III. Cilt 1. Kısım: II. Selim'in Tahta Çıkışından 1699 Karlofça Andlaşmasına Kadar. Ankara: Türk Tarih Kurumu Yayınları. ISBN 975-16-0013-8. say.532
  • ^ Uzunçarsılı. say.533
  • ^ Uzunçarsılı, say.534
  • ^ Kemal Beydilli "Büyük Friedrich ve Osmanlılar" İstanbul Üniversitesi, 1985 sayfa 168
  • ^ Küçük Çelebizâde Âsim. Târıh, İstanbul 1282.
  • ^ Yazar Reha Çamuroğlu-Yeniçeriler, Bektaşiler ve Modernleşme Süreci üzerine söyleşi
  • ^ History of the eighteenth century and of the nineteenth till the overthrow of the French empire, with particular reference to mental cultivation and progress adlı 1843 basımı
  • ^ History of the eighteenth century and of the nineteenth till the overthrow of the French empire, with particular reference to mental cultivation and progress (1843), Archive.org

Yorumlar (0)
21°
açık
Günün Anketi Tümü
En Çok Sevdiğiniz Renk Hangisi?
Namaz Vakti 16 Temmuz 2020
İmsak 05:46
Güneş 07:10
Öğle 13:18
İkindi 16:37
Akşam 19:16
Yatsı 20:35
Puan Durumu
Takımlar O P
1. Başakşehir 32 66
2. Trabzonspor 32 62
3. Sivasspor 32 57
4. Beşiktaş 32 56
5. Galatasaray 32 52
6. Alanyaspor 32 51
7. Fenerbahçe 32 50
8. Gaziantep FK 32 42
9. Antalyaspor 32 41
10. Göztepe 32 39
11. Kasımpaşa 32 39
12. Gençlerbirliği 32 36
13. Denizlispor 32 35
14. Konyaspor 32 33
15. Malatyaspor 32 32
16. Çaykur Rizespor 32 32
17. Kayserispor 32 32
18. Ankaragücü 32 29
Takımlar O P
1. Hatayspor 33 63
2. Erzurum BB 33 59
3. Adana Demirspor 33 58
4. Akhisar Bld.Spor 33 57
5. Bursaspor 33 56
6. Fatih Karagümrük 33 53
7. Altay 33 51
8. Keçiörengücü 33 47
9. Ümraniye 33 44
10. Giresunspor 33 44
11. Menemen Belediyespor 33 43
12. İstanbulspor 33 40
13. Balıkesirspor 33 38
14. Altınordu 33 36
15. Boluspor 33 30
16. Osmanlıspor 33 27
17. Adanaspor 33 21
18. Eskişehirspor 33 12
Takımlar O P
1. Liverpool 35 93
2. Man City 35 72
3. Chelsea 35 60
4. Leicester City 35 59
5. M. United 34 58
6. Wolverhampton 35 55
7. Sheffield United 35 54
8. Tottenham 35 52
9. Arsenal 35 50
10. Burnley 35 50
11. Everton 35 45
12. Southampton 34 44
13. Newcastle 35 43
14. Crystal Palace 35 42
15. Brighton 35 36
16. West Ham 35 34
17. Watford 35 34
18. Bournemouth 35 31
19. Aston Villa 35 30
20. Norwich City 35 21
Takımlar O P
1. Real Madrid 35 80
2. Barcelona 36 79
3. Atletico Madrid 36 66
4. Sevilla 36 66
5. Villarreal 36 57
6. Getafe 36 54
7. Real Sociedad 36 54
8. Athletic Bilbao 36 51
9. Valencia 36 50
10. Granada 35 50
11. Osasuna 36 48
12. Levante 36 43
13. Real Betis 36 41
14. Real Valladolid 36 39
15. Eibar 36 39
16. Celta de Vigo 36 36
17. Deportivo Alaves 36 36
18. Leganés 36 32
19. Mallorca 36 32
20. Espanyol 36 24
izmir escort escort izmir izmir escort escort antalya porno izle türk porno