Mutluluk için Timus Bezine Vurun!

Tiroid bezinin altında, göğüs boşluğunda ve soluk borusunun önünde bulunan Timüs bezi bağışıklık sistemimizin merkezi. Timüs bezi ne kadar titrerse bağışıklık da o kadar artıyor. Titremesini sağlayan en önemli şeylerden biri ise gülmek. Yani bütün bağışıklık sistemi buradan yönetilir.

Mutluluk için Timus Bezine Vurun!

Kahkaha Atarak Genç ve Sağlıklı Bir Görünüme Kavuşmanıza Yardımcı Olan Organ: Timüs Bezi

Timüs bezi ne kadar çok titreşirse kişi o kadar sağlıklı ve bağışıklık sistemi sağlam olur. Anadolu’da ağıt yakan kadınların göğüslerine vurduklarına hepiniz şahit olmuşsunuzdur. Bu refleks kaynaklı basit bir el hareketi değildir. Bu beynin otomatik gerçekleştirdiği bir davranıştır. Kişi göğsüne vururken Timüs bezini titreştirir. Bu sayede üzüntü kaynaklı bağışıklıkta meydana gelen direnç azalmasının önüne geçmeye çalışır. Bu bez ne kadar sıklıkla titreştirilirse kişi o kadar genç ve sağlıklı yaşar ayrıca geç yaşlanır. Siz de parmaklarınızla göğsünüzün ortasına yapacağınız küçük vuruşlarla timüs bezini titreştirebilirsiniz.

Yada daha basit bir yolu kullanırsınız. ‘KAHKAHA’ atabilirsiniz. Çünkü kahkaha da göğüs kafesini oynattığı için bu bezi harekete geçirir. Hani yıllar geçer de aradan bir arkadaşımıza rastlarız neşeli halleriyle tanıdığımız bu insanı görünce ‘hiç değişmemişsin, ne gamsızsın...’ deriz ya, işte timüs bezinin gücü. Sonuç olarak kahkaha bağışıklık sistemini güçlendirir ve sizi genç tutar.

Mutluluk ve Timus bezi:
‘Mutluluk bir seçimdir. Mutsuzluğumuz kadere, şanssızlığa ve talihsizliğe inancımız ölçüsündedir’ Mutlu duyguların hissedilmesinde hormonların rolü büyük.

Bedenimizde o hormonları salgılayan salgı bezlerinden minicik ama çok güçlü bir salgı bezi var: Timus.

  • Timus uyarıldığında salgıladığı hormonlar kişide haz ve mutluluk duygusu yaratır.
  • Çünkü timus aktive olduğunda bedenin kimyasının değişimine neden olur.
  • Bu değişiklik sinir sistemini sakinleştirir ve beyin fonksiyonlarını hızlandırır. Bu da kişide rahatlama duygusu yaratır.

Avustralyalı Nobel ödüllü kanser araştırmacısı Sir MacFarlane Burnet;

  • Timus bezinin aktif hale getirilmesiyle insan bedeninin kendisini kanserden koruyabilme yeteneğine sahip olacağını savunuyordu. Çocuklarda iri olan timus ergenlik döneminde bir ceviz kadar irileşiyor. Ama yaş ilerledikçe bir bezelye tanesi kadar küçülüyor, yaşlılıkta ise tamamen köreliyor. Ama bazı insanlarda ileri yaslarda bile hala ceviz büyüklüğünü koruması, bilimin henüz çözemediği alanlardan biri.
  • Timusun sağlığımız üzerindeki önemli yararlarından biri de T hücrelerini üretiyor olması. T hücreleri denilen lenfositler bedene zarar verebilecek zararlı hücreleri yok ederler. Bu küçük T hücrelerine yaşamımızı borçluyuz. AIDS gibi bağışıklık sistemini çökerten hastalıkların ölümcül olması T hücrelerinin haberleşme hatlarını öncelikle kesmelerinden kaynaklanıyor.

Timus göğüs kafesinin üst kısmının tam arkasında, göğsün tam ortasında yer alan timusu uyarmanın üç basit yolu var:

  • Timusu uyarmanın birinci yolu gülmek. Yani gerçek, içten, sıcak bir gülüş, bir kahkaha.
  • Her gülündüğünde timus bezi aktive oluyor.
  • Her aktive olduğunda bedenimize kimyasal dalgalar göndererek kendimizi iyi hissetmemizi sağlıyor.

1993 yılında California Üniversitesi'nde Dr. Paul Ekman tarafından yapılan araştırmada;

  • Gülmenin timusu ve beynin değişik haz bölgeleriyle bağlantısı olan kasları harekete geçirdiği ve insanda haz duygusu yarattığı kanıtlanmış. Timusu uyarmanın ikinci yolu iki parmakla timusun üzerine gelen noktaya vurulması, yani elle uyarmak.

Timusu uyarmanın üçüncü yolu ise dilin üst dişlerin arkasında damağa ve ağzın tavanına değdirilmesi.

  • Dr. John Diamond ve ekibi dilin bu pozisyona getirilmesi ile sol ve sağ beyin küresi arasında denge oluşmasını sağladığını tespit etmiş. Bu da insanın daha iyi düşünmesi ve kendini daha iyi hissetmesine yardımcı oluyor.

AYKTA SU İÇME…

Çocukluğumuzdan beri suyu ayakta içmeme konusunda büyüklerimizden duyduğumuz tek şey, ‘ayakta içme, üç yudumda iç’ tir.  Ama neden ayakta ve üç yudumda içmemeliyiz. Tıbbi olarak veya dini olarak açıklaması nedir? Her gün sokakta yarım litrelik pet şişedeki suyu ayakta birden içeriz. İşte O an birçoğumuzun aklına büyüklerin sözü gelir.

Şimdi çocukluğumuzdan beri bize söylenen bu sözün ilmi ve dini açıklaması nedir onun hakkında kısa bir bilgi paylaşalım:
Peygamber Efendimiz ayakta su içmeme hususunda da bizi uyarmıştır. İlk bakışta bu biraz anlamsız gelen bir öğüt olsa da bu sözün özüne bakıldığında yine bizim sağlığımız için etkileri çok büyüktür. Bir Hadis-i Şerifte ayakta su içmenin zararına şu şekilde işaret etmiştir: “Eğer ayakta su içen kimse midesine verdiği zararı bilseydi içtiği suyu şüphesiz ki geri kusardı” (Abdürrezzak 10/427 hadis 19588). Yine aynı konu ile alakalı olarak; “Sizden biriniz ayakta su içmesin. Her kim unutur da içerse kusmaya çalışsın” buyurmuştur (Müslim eşribe Hadis 116)  

İlmi Açıklaması:
İnsan midesinin ayakta ve oturur vaziyetteki pozisyonu farklıdır.  Ayakta duran bir insan eğer sıvı gıda içerse doğrudan doğruya onikiparmak bağırsağına geçer.  Midenin küçük eğriliğine uyan kısmında Waldeyerin mide caddesi denen oluk bulunur. Sıvı gıdalar bu yolu takip ederek zaten devamlı küçük bir açıklığı olan mide çıkışını (pilor) geçerek onikiparmak bağırsağına (duodenum) geçer. Eğer insan sıvıyı oturarak içerse bunlar önce midede birikir, asitle karışarak mikropları ölür ve sonra onikiparmak bağırsağına geçer. Bu durumda oturarak su içme usulüne uymakla insan kolera dahil, bir çok insan hastalıklarından korunmuş olur.

Güncelleme Tarihi: 26 Mayıs 2018, 00:24

YORUM EKLE