Kalp Yetmezliği Nedir? Belirtileri ve Tedavisi

Kalp yetmezliği; kalbin, ihtiyacı karşılayacak miktarda kanı vücuda pompalayamaması durumudur. Tıp alanındaki gelişmeler ile pek çok hasta ileri yaşlara kadar yaşayabilmekte ve insan ömrünün uzaması ile kalp yetmezliği ile karşılaşma riski artmaktadır. Tıbbi tedaviye dirençli kalp yetmezliğinde yoğun ilaç tedavilerine ve hayat tarzı düzenlemelerine rağmen; hastaneye yatış sıkça gerekebilmekte ve hastaneye yatan hastalarda %25 oranında azalmış böbrek fonksiyonu görülmektedir.

Kalp Yetmezliği Nedir? Belirtileri ve Tedavisi

Kalp Yetmezliği Kısaca
Vücudumuz için gerekli oksijeni ve besini taşıyan kan, kalp sayesinde vücuda dağılır ve dokulara ulaşır. Bunu da bir pompa vazifesi görerek yapar. Kalp yetmezliğinde ise kalp çalışmaya devam eder, ama yeterli miktarda kanı dokulara ulaştıramaz. Tedavi edilmesi gereken çok önemli bir hastalıktır. Kan akımının azalması sonucu kalbin kasılma yeteneği kaybolur. Kasılamayan kalp, kanı pompalayamaz. Kalbin, vücudun ihtiyacını karşılayacak düzeyde kanı pompalayamamasına kalp yetmezliği denir. Bu sorun başka ciddi hastalıklara yol açabilir. Dokulara yeterli kan ulaşmadığı için oksijen de ulaştırılamaz. Kan akımındaki yetersizlik sonucu kan damarlarda birikir. Kalp kası zayıflamaya başlar ve böbrek su ve tuz tutulumunu artırır. Kol, bacak ve akciğer gibi organlarda sıvı birikimi sonucu kalp yetmezliği ortaya çıkar.

Kalp Yetersizliği:
Sağ Kalp, Sol Kalp ve her ikisinin birlikte yetersizliği olmak üzere 3 farklı şekilde görülebilir:

Sol Kalp Yetmezliği:
Hastada nefes darlığı ve kuru öksürük vardır. Geceleri daha zor nefes alır. Çarpıntı, baygınlık ve terleme görülebilir. Buna kalp astımı adı verilir. Nedeni; aort veya mitral kapaklarının hastalanması veya koroner rahatsızlığıdır.

Sağ Kalp Yetmezliği:
Hastanın ayakları ve ayak bilekleri şişer. Buralara, parmakla bastırılınca bir süre çukur kalır. El, ayak ve yüzde morarmalar; hazımsızlık ve iştahsızlık görülür. Nedeni, mitral kapağı hastalığı, müzmin bronşit veya doğuştan olan kalp hastalığıdır.

Konjestif Kalp Yetmezliği:
Sağ ve sol kalp yetersizliği bir arada olduğu zaman görülür. Nedeni aort veya mitral kapaklarının hastalanması, müzmin bronşit veya akciğer hastalıkları, romatizma ve tiroid hastalıklarıdır.

Aşırı Yorgunluk Kalp Yetmezliği Habercisi Olabilir

Nefes darlığı, çarpıntı, depresyon gibi belirtilerle kendini gösterebilen kalp yetersizliği, tek başına bir hastalık olarak değil; kalp krizi, yüksek tansiyon, kalp kapağı ve kalp kası hastalıkları, diyabet, kronik böbrek yetersizliği ve akciğer hastalıkları gibi farklı rahatsızlıklar sonucu olarak ortaya çıkabiliyor. Yaşam kalitesi ve süresini kısaltan bu tablonun  yakın takip ve düzenli tedavi ile vakit kaybedilmeden kontrol altına alınması gerekiyor.

Fazla kilolara dikkat!

Yaşla birlikte kalp kasında güç azalması olabildiği için, kalp yetersizliği en sık 65  ve yaş ve üzeri kişilerde görülmektedir. Yine aşırı  kilolu bireyler, Tip 2 diyabet hastaları ve daha önce kalp krizi geçirmiş olan kişiler de risk altındadır. Kalp yetersizliğinin başlıca belirtisi, nefes darlığıdır. Diğer belirtiler yorgunluk, çarpıntı, geceleri sık idrara çıkma, bacaklarda şişme, karın şişliği ve boyun toplardamarlarında belirginleşmedir. Şikayetlerin günlük yaşama yansıması, kalp yetersizliğinin  ilerlemiş olduğunu gösterebilir. Merdiven çıkarken veya günlük işleri yaparken daha önce olmayan nefes darlığı ve yorgunluk hissi dikkate alınmalıdır. Şikayetlerin erken tanınması ve tedavi edilmesi önemlidir.

Kalp yetersizliğinin başlıca nedenleri

  • Kalbi besleyen koroner arterlerin tıkanması
  • Diyabet yani şeker hastalığı
  • Hipertansiyon
  • Kalp ritm problemleri
  • Doğumdan itibaren kalp kasının etkilenmesi
  • Kalp kapak hastalıkları

Öncelikle altta yatan neden belirlenip tedavi edilmeli

Özellikle  ailesinde doğumsal kalp kası hastalıkları olanlar kalp yetersizliği açısından kontrol edilmelidir. Kalp yetersizliği  tanısı;  detaylı bir kalp muayenesi ve sonrasında kalp yetersizliği  nedenlerine göre yapılacak elektrokardiyogram, akciğer filmi,  ekokardiyografi  ve labaratuvar testleri ile  konmaktadır. Aritmi şüphesi varsa hastaya 24 saatlik ritm izleme araçları takılarak takip yapılablir. Kalp yetersizliği tedavisinde en önemli amaç, altta yatan nedenin belirlenerek tedavi edilmesidir. Tedavi; yaşam tarzının değiştirilmesi, ilaç  ve girişimsel  tedavileri içerir. Kalp damarlarında  problem varsa bu durumun düzeltilmesi, kan basıncı ve kan şekeri kontrolü  önemlidir.

Risk faktörlerini azaltmak için 6 öneri:

  • Hipertansiyon ve diyabet tedavinizi aksatmayın
  • Tuzu azaltın
  • Yeşil sebze - meyve tüketin
  • Et yerine balık yiyin
  • Sigara içmeyin
  • Özellikle açık havada düzenli yürüyüş yapın

Kişiye özel tedavi planlaması yapılıyor

İlaç tedavileri  kardiyoloji uzmanı takibinde  ve belirli aralıklarda kişiye özel olarak  yapılmaktadır. Kalp yetersizliğinde ilaçlara  rağmen şikayetler devam ederse,  uygun hastalarda kalp pili tedavisi  ve kalp destek cihazları  takılabilir. Hastalarda  tüm önlemlere rağmen hastalık ilerlerse kalp nakli planlanabilir. Kalp yetersizliği gelişmeden, nedenlerin belirlenmesi ve önlem alınması en etkin tedavi yöntemidir.

Kalp yetmezliği beraberinde böbrek yetmezliğini getirebilir

Kalp yetmezliği için kullanılan ilaç tedavilerine rağmen vücudun farklı bölgelerinde, değişen miktarlarda sıvı toplanması olmakta; sonuçta akciğer ödemi, karın içinde sıvı toplanması ya da bacaklarda ödem meydana gelmektedir. Oluşan ödem hastanın nefes darlığına neden olarak günlük aktivitesini, dolayısıyla yaşam kalitesini olumsuz yönde etkilemektedir.

Kalp yetmezliğinin derecesine göre böbreklere ulaşan kan miktarı azaldığı için klinik tabloya böbrek yetmezliği de eklenmektedir. Böbrek yetmezliği sonucu ödem daha da artmakta, ek olarak böbreklerin vücuttan uzaklaştırdığı birçok zararlı atık maddenin düzeyi giderek artmaktadır. Tüm bu olumsuzlukların kendisi hem kalp hem de böbrek üzerine olumsuz etkide bulunarak mevcut durumun daha da kötüleşmesine neden olmaktadır. Sonuçta kalp yetmezliği böbrek yetmezliğine neden olarak anlatılan olumsuz kısır döngüyü tetiklemektedir.

Dikkat edilmesi gerekenler

Periton diyalizinde en önemli konu genel temizlik kurallarına uymak ve periton boşluğuna sıvı doldururken ve boşaltırken ortamın temizliğine ve el temizliğine özen göstermektir. Aksi durumda peritonit denilen periton zarı iltihabı oluşabilir. Bu durum antibiyotik tedavisini gerektirir ve her peritonit atağı periton zarının geçirgenlik kalitesini bozacağından sık tekrarlayan peritonitler sonucu sıvı çekilmesinde sorun yaşanabilir. Bu durumun oluşmasını önlemek sadece temizlik kurallarına uymakla mümkündür.

Kullanılan ilaçlar

Bu durumdaki hastalar için kullanılan birçok ilaç vardır ve en önemli grubu idrar söktürücüler oluşturur. Kalp yetmezliği ilerledikçe idrar söktürücülerin dozlarını artırmak gerekmekte fakat zeminde böbrek yetmezliği de olduğu için bir süre sonra yüksek dozlar bile yeterli etkiyi oluşturamayarak hastalarda yaygın ödem meydana gelmektedir. Ayrıca idrar söktürücü ilaçların yüksek dozlarda kullanılması sıvı dengesi üzerine olumsuz etki ile böbrek yetmezliğini daha da artırmaktadır.

Kısacası, vücuttan uzaklaştırılamayan sıvı ana sorundur ve ilaçlar bu konuda yetersiz kalmaktadır. Bu şekildeki hastalarda nefrolojik yöntemler olan hemodiyaliz ve periton diyalizi uygulamaları tedavi sürecine eklenmektedir.

Hemodiyaliz:
Hastanın bir ana toplardamarına katater yerleştirilerek, makine aracılığı ile hemodiyalizör adı verilen bir filtre kullanılarak vücuttaki fazla suyu uzaklaştırmaya yarayan yöntemdir. Dörder saatlik seanslar halinde ya da ultrafiltrasyon yöntemi ile 24-48 saat süre ile sürekli olarak uygulanabilmektedir. Mutlaka hastane ortamında uygulanmalıdır. Sıvı fazlalığının derecesine göre 5-7 gün gibi bir sürede işlem tamamlanmaktadır. Bu yöntemin dezavantajı geçici bir iyilik hali oluşturmasıdır. İşlemden sonra taburcu edilen hastalar kalp yetmezliklerinin derecesine göre süresi değişmekle birlikte sıvı yüklenmesi nedeni ile aylar içerisinde tekrar hastaneye yatırılmak zorunda kalmaktadırlar.

Periton diyalizi:
Vücuttaki fazla sıvının ana toplanma yeri olan periton boşluğuna (karın boşluğu) bir katater yerleştirerek yapılmaktadır. Periton diyaliz katateri yoluyla öncelikle bu sıvı boşaltılır. Ardından periton boşluğuna farklı yoğunluklardakisteril sıvılardan doldurularak periton zarının (karın zarı) geçirgenliğinden faydalanılarak vücuttan sıvı çekilir. Hemodiyalizden farklı olarak eğitim tamamlandıktan sonra hasta ya da yakınları tarafından evde uygulanabilir ve filtre olarak sentetik bir malzeme olan hemodiyalizör yerine hastanın kendi periton zarı kullanılmaktadır. Hemodiyaliz sırasında kullanılan katater her seferinde tekrar takılarak hastaneden çıkarken çekilmekte iken periton diyaliz kateterini ise yıllarca kullanılabilmektedir. Asıl önemli farklılık periton diyalizinin sürekli olarak uygulanması ile artık vücutta sıvı birikimi olmamakta ve bu nedenle hastaneye yatış zorunluluğu çok azalmakta ya da ortadan kalkmaktadır. Bu sayede hastaların yaşam kalitesi belirgin derecede artar.  Ayrıca periton diyalizi hemodiyalize göre böbrekleri daha olumlu yönde etkilemektedir.

Güncelleme Tarihi: 19 Mart 2019, 23:35

YORUM EKLE