İlk Rus Çarı Korkunç İvan Kimdir?

Düşmanlarını Kaynar Suda Haşlayan, Altında Çalışanların Gözünü Oyan Bir Cani: Korkunç İvan....

İlk Rus Çarı Korkunç İvan Kimdir?

Ivan Grozni.   Korkunç İvan 1530 yılında doğmuş, babası üçüncü Vasili'in ölümü ile 1533 te Türk asıllı annesi Elena sayesinde büyük Moskova Knezi olmuştur.1547 fiilen saltanatı ele bu tarihten itibaren knez ünvanını atıp bizans kayseri manasındaki çar unvanını takmıştır.
Dördüncü İvan, henüz üç yaşında iken babası ölmüş, 7 yaşındak annesiz kalmıştır.
İvan hizmetkarların elinde gayet kötü şartlar içinde büyümüş, hastalık derecesinde sinirli garip huylu bir çocuk olmuştur.Aralarında yetiştiği insanların etkiler altında kalarak asil sınıftan nefret etmeye başlamış, tüccar ve işçileri daha çok sevmiştir.Kendini Çar ilan ettikten sonra tanınmış asil bir aile olan Romanovların kızıyla evlenmiştir.

Rus çarlığının kurucusu ve kurduğu bu çarlığın belki de en büyük hükümdarı. 

Lakabı ise Korkunç İvan. Bu lakabı almasının sebebi ise dil, din, ırk demeden herkese ağır işkenceler etmesi ve toplu bir şekilde insanları öldürmesi. 

İvan’ın içindeki işkence düşkünlüğünden sadece düşmanları değil, yakınında olan ve ihanetinden şüphe duyduğu herkes nasibini almış. 

Düşmanlarını suda boğmuş, kaynar suya atmış. Kendi emrinde çalışanların gözünü oymuş.

Kendi oğlunu ise elleriyle öldürmüş..

Bugün de Korkunç İvan'ın doğum yıl dönümü. Tarihe geçmesini sağlayan askeri dehasını ve caniliklerini tekrar hatırlamak için ne de güzel bir gün...

Korkunç İvan.

Tarihe Korkunç İvan olarak geçen ve adı pek çok işkence ve toplu ölüm ile anılan bu kişilik, pek çok psikopat gibi gençlik yıllarını oldukça silik ve çevresine karşı iyimser geçirdi. Özellikle karısı sayesinde pek çok insana iyilikler yaptı, sevildi. 

Ardından, genç yaşta Rus tahtına çıktı ve sonrasında da Rus çarlığını inşaa etti. Tahtta ilk yılları da oldukça başarılı geçti, pek çok savaş kazandı. 

Fakat seneler içinde bilinçaltında saklanan işkenceci kişilik kendini göstermeye, bu istek ve arzu ile beraber sadece düşmanlarına değil herkese akıl almaz işkenceler etmeye başladı.

Ruh halindeki karmaşalar.

Kendisi ilk eşi Anastasya'nın şüpheli ölümünün akabinde 7 kez evlenmiş. İngiliz Kraliçe Elizabeth'ten ve bir kısım Avrupalı’dan evlenmek için kadın talebinde bulunmuş. Normalde evli olan İvan’ın, bu kişilerden bu tarzda isteklerde bulunması, ruh halinin karmaşıklığını da açıklıyor aslında. 

Öz oğlunu ise boğarak değil, elindeki âsâyı oğlunun şakağına vurmak suretiyle öldürmüş. Sebebi ise, gelinini sarayda iç çamaşırı ile gezerken görüp azarlaması ve oğlunun müdahele etmesi sırasında çıkan münakaşa imiş.

Karmaşık kişiliğinin kurbanı oldu.

"Bu çocuk, insanların ona baş eğdiğini, onu yücelttiklerini fark etti. Fakat aynı zamanda ona saygı duymadıklarını da anlamıştı. Bu tezat, hiçkimseye güvenmeyen son derece karmaşık bir karakteri şekillendirdi. Emin olduğu tek şey, kendisinin yeryüzündeki Tanrı olduğuydu.’’ 

Bu tespit Ryazan Üniversitesinden, Rus tarihi profesörü Alla Sevastianova’ya ait. 

Bu görüştede belirtildiği gibi kişiliğindeki farklı kimliklerin birbirleriyle olan çatışmaları sonucunda işkenceci bir ruh haline büründü İvan Grozny.

Civa ile tedavi edilmesi deliliğin başlangıcı olabilir mi?

Yaptıkları ile Rus tarihine adını yazdıran İvan, bilinçaltında yetişen işkenceci kişiliğe karşı koyamadı. Sahip olduğu paranoyak ruh hali, onu günden güne daha da şüpheci bir hale getirdi ve tarihin belki de en önemli şizofreni vakalarından birisini doğurdu.

Rusya'nın görmüş olduğu en güçlü hükümdarken gittikçe paranoyaklaşan, aklına hakim olamayan ve geçtiğimiz yıllarda kemikleri üzerinde yapılan araştırmalar, İvan'ın ağrılarını iyileştirmek için, o zamanın tıbbi yöntemlerine uygun bir biçimde civayla tedavi edildiğini ortaya koymuş. 

Fakat, modern tıp artık civanın deliliğe yol açtığını biliyor…

İvan’ın korkunç işkenceleri.

Avrupa'dan kendisi ile müzakere etmeye gönderilen elçiler, gelenekleri sebebiyle şapkalarını çıkarmayınca, o şapkaları elçilerin kafasına çivi çakmak suretiyle sabitlemiş, bir kısım direnişçiyi voyvoda yöntemi olan kazığa oturtma işkencesiyle ağır bir ölüme terk etmiş, Saint Basil Katedrali'ni inşa eden İtalyan mimarın, başka kimseye aynı saraydan inşa etmesin diye gözlerini kör ettirmiş, suçlu olduğuna inandığı adamları kızgın yağda kaynatmış, hoşlanmadığı insanların dilini kesmiş, şüphelendiği bilumum insanı Kızıl Meydan'da asmış. 

Bu barbarlığını dayandıracak bir çıkış noktası mutlaka vardır. Sonuçta yaşıtları mama yerken kendisi Rus tahtına oturtulmuştur. Paranoyak oluşu, çocuk yaştayken kimsenin onu dikkate almaması ve arkasından sürekli iş çevirmiş olmalarından kaynaklanıyor olabilir.

Güncelleme Tarihi: 26 Ocak 2018, 20:26

YORUM EKLE