Mutlu olmak için 11 tavsiye!

Mutlu olmak çok zor değil. İşte sizlere mutlu hissedebilmenin püf noktalarını yazdık..

Mutlu olmak için 11 tavsiye!

Hayattan Aldığınız Zevki Bir Değil Bin Kat Artırmak İçin Yapmanız Gereken 19 Ufak Dokunuş

1. Eğlenmek için harcanılan para boşa gitmemiş demektir!


Eğlenmek nedir? Güzel vakit geçirmek mi? Gülmek mi? Tek bir tanımı olamayacağını düşünürsek, özetle insanın kendini kötü hissetmediği anların dışındaki her andır. Çoğu zaman hiç para harcamadan deli gibi eğlenebileceğimiz bir sürü yol olabilir; mesela sevdiklerimiz ile saatlerce sohbet etmek, onlarla evde, sokakta saçmalamak vs gibi. Ancak bazen eğlenmek için de para harcamamız gerekebilir. Çoğumuzda var olan bir algı ile sanki böyle şeyler için harcadığımız para boşa gitmiş çar çur etmiş gibi hissederiz ve deliler gibi eğlenmemize rağmen içimizdeki bir ses bize kötü hissettirmek için elinden geleni yapar. Oysa şu kısa hayatta seni birkaç saat bile olsa mutlu edebilecek bir şey için -elbette suyunu çıkarmadan ya da sorumluluklarını ihmal etmeden-harcanan para asla boşa gitmiş değildir!

2. Eğer birinden hoşlanıyorsan, bunu ona söyle! Ne kaybedersin ki?

İnsan olmanın, hatta var olmanın belki de en güzel yanlarından birisi ‘Aşk’tır. Bu duygu bazen çok yoğun olabildiği gibi bazen de böyle hafif hafif bir hoşlanma şeklinde olabilir. Sırılsıklam âşık olmasan bile, o kişiyle vakit geçirmek, bir şeyler yapmak daha tatlı gelir, onu görmek bile seni mutlu eder. Ancak bizler bu duygular sanki büyük bir ayıpmış, utanılacak bir şey varmış gibi elimizden geldiğince gizlemeye çalışır, hep karşımızdakinden ilk adımı bekleriz. Oysa dünyanın en doğal ve güzel şeyi olan aşkı yaşamak için bir anı bile kaçırmak en büyük kayıplardan biridir. Hayat çok kısa ve zaman akıp giderken, beklemek neden? Hem ya karşındaki de sana karşı aynı hisleri besliyor ve bu hoşlanma gitgide alevli bir aşka dönüşecekse? Kim bilebilir? Duygularına sahip çıkmak, cesur olmak hayattaki en büyük erdemdir. Sen cesaretini göster, kaybedeceğin çok çok duygularına karşılık bulamamak olur ki en azından kafandaki ‘acabalar’ silinir, yerli yersiz endişeleneceğine kafan netleşir. 

3. Bugünü yaşa! Çünkü dün çoktan geride kaldı ve yarının olacağı da garanti değil!

İnsanoğlu olarak yaptığımız en büyük yanlışlardan birisi de anı yaşayamamak. Vaktimizi ya geleceğimizi planlayarak, şu şöyle olursa bu böyle olursa ne yaparım? diye düşünerek, ya da geçmişe takılı kalıp, yaptığımız ve yapmadığımız şeyler için keşke diyerek geçiriyoruz. Oysa zaman gerçekten akıp gidiyor, tek gerçek ‘şu an’! Geçmişi sırtımıza yük edip, yaşayabileceğimizin hiçbir garantisi olmayan yarınları hesaplayarak en gerçek, en değerli anlarımızı boşa geçiriyoruz. Bulunduğun an ve içinde yaşadığımız gün, en gerçek, en değerli! Bunu unutma!

4. Netliğe kavuşmayan ya da anlamadığın bir şey varsa açıklanmasını istemekten çekinme!

İnsana belki de en büyük zararı veren, içini tüketen şeydir, belirsizlik. Bir konu iyi veya kötü de olsa bir sonuca ulaşınca, neye üzülüp neye sevineceğini bilir insan. Ancak o arada kalmışlık, o anlaşılamamazlık yiyip bitirir kişinin içini. Bazen çok basit bir olayda bile, sanki ayıpmış gibi anlayamadığımızı saklar veya belirsizliği ortadan kaldıracak cesurca bir adımı atmaktan çekiniriz. Oysa çözüm basittir, bir şeyi anlayamadıysan, sen gerçekten anlayana kadar karşındakinden detaylıca açıklamasını, kafandaki bulutları dağıtmasını iste. Emin ol karşındaki elinden geldiğince yardımcı olacak ve seni yargılamayacak. Yargılarsa, bu zaten onun problemi.

5. Anlaşılmak istiyorsan açıklama yapmaya üşenme!

Nasıl ki bir önceki maddede anlamanın ve bir şeyleri netliğe kavuşturmanın öneminden bahsettiysek aynı şekilde siz de karşınızdakine sizi anlaması, kafasında bir şeyleri netleştirmesi için ihtiyacı olanı vermek zorundasınız. Sonuçta, sen kendini yeterince açıklamazsan, net olmazsan insanların da seni gerçekten anlamasını bekleyemezsin Anlaşılmak ve anlamak istiyorsan sen de tamamen açık olmalısın.

6. Eğer bir şeyi gerçekten istiyorsan, onun için çaba harca!

Hepimiz hayalleri ve hayattan büyük beklentileri vardır ve bir şeylerin olması için dua ederiz. Ancak çoğumuz, bunlar sanki biz oturduğumuz yerdeyken gerçekleşecekmiş ya da evren bize kendiliğinden hediye edecekmiş gibi sadece hayıflanarak, para, zaman vs gibi şeyleri bahane eder, o hayalleri gerçekleştirenleri uzaktan izleyip, üzülmek dışında hiçbir şey yapmayız. Evet, isteğin için bir şey yapmıyorsan onu gerçekten istemiyorsun demektir. Ancak onun gerçekleşmemesi seni üzüyorsa ve gerçekten çok istiyorsan onun sana gelmesi için çaba göstermelisin. Elbette hayat önüne bir sürü engel çıkartacak bu doğanın var olan şeyi değerli kılmak için değişmez kuralı. Bahanelerinden sıyrılıp harekete geçmez bulunduğun yerden bir dalga yaratmazsan evren sana hiçbir şekilde cömert davranmaz!

7. Anlaşmaya varamayacağınız hissettiğiniz anda tartışmayı bırakın!

Günlük yaşamda da iş hayatında da zıt düştüğümüz, fikirlerimizin çatıştığı birçok insan ve durumla karşılaşabiliriz. Bu durumların çoğunda da, ne yazık ki egomuza yenilerek, savımızı iddia etmek uğruna, hem gereksiz bir zaman kaybı yaratan hem de manevi açıdan bizi yıpratan tartışmalara gireriz ki bu tartışmaların büyük bir çoğunluğunun sonucunda da ne iki tarafın istediği ne de olay için uygun olan bir optimal çözüme ulaşılır. Oysa egomuz ile başa çıkıp, daha ılımlı ve anlayışlı bir tutum sergileyerek, tartışmadan olabildiğince kaçınıp fikirlerimizi anlatmaya çalışırsak, hayat bizim için daha kolay olur.

8. Bir konuda haksızsan, bahane üretmeyi bırak ve hatanı kabullen!

Hepimiz insanız ve hepimiz hata yapabiliriz önemli olan nerede ne hata yaptığımızı fark etmek ve bunu kabullenmektir. O hatayı inkâr ettikçe, ama şöyle oldu böyle oldular ile ona kılıflar bulmaya çalıştıkça daha da mutsuz oluruz. Çünkü ne yaparsak yapalım, bilinçaltımız gerçeği bilir ve bunu dile getirmekten asla vazgeçmez. Gerçek çok kötü de olsa kabullenmek, vicdanın rahatlamasını sağlar. Hatalarımız sadece bizi değil başkalarını da etkiliyorsa, kendimiz dışında da birilerine zarar verip incittiysek bu durumu kabullenmemek o hatadan daha büyük bir hatayı doğurur. Yaptıklarımızı geri alamasak bile o durumdan sonrasını düzeltmek için her zaman bir şansımız vardır. Önemli olan kolayına kaçmadan, yanlış da yapsan hareketlerinin sorumluluğunu almaktır.

9. Her insanın kendi doğruları olduğunu ve çoğu zaman senin doğruların ile örtüşmeyeceğini aklından çıkarma!

Herkesin iyi ya da kötü bir kişiliği vardır ve bu kişilikler doğrultusunda, her insanın kendi doğruları bir takım prensipleri vardır. Tıpkı senin de olduğu gibi. Nasıl ki insan insana benzemezse bunların da bir başkasınınkiyle örtüşmesi, yer yer çatışmaması mümkün değildir. Bu yüzden hem kendini hem de insanları olduğu gibi kabul edip buna göre yaşarsan hayat daha kolay olur.

10. Hayatta en önemli şey sevgidir, geri kalan her şey gösteriştir. Unutma!

Kuşkusuz bu hayattaki duyguların en temeli, en saf ve yalın hali, ‘Sevgi’dir. Öyle ki bu duygu, asla tükenmez, kendini yeniler, besler ve beslendikçe de olgunlaşır. Ve onu saklamak yerine ortaya çıkardıkça, paylaştıkça çoğalır ve sevgi, şüphesiz en güçlü silahtır. Çünkü onun iyileştiremeyeceği, üstesinden gelemeyeceği hiçbir olgu ya da duygu yoktur. Bu duygu sadece bir insana değil, bir çiçeğe, buluta, ağaca yaşamın kendisine bile olabilir, sadece sevin ve gerçekten sevmeyi bilin! Aslında çok da uzatmaya gerek yok, Sait Faik’in dizeleri her şeyi özetliyor ; ‘Dünyayı güzellik kurtaracak, bir insanı sevmekle başlayacak her şey!’

11. Problemler çoğu zaman sadece senin kafandadır!

Yaşantımızda irili ufaklı birçok problem ile karşılaşırız ve kimi zaman bunlardan bazıları sanki asla çözümlenemeyecekmiş ve bize dünyanın sonunu getirmiş gibi hissederiz. Oysa işin aslı öyle değildir. Olaylar karşısında bizi asıl endişelendiren bu olumsuzluklar ile karşılaşmamız değil, durumun çözümünden çok kendisine odaklanıp kafamızda onu büyütmemizdir. Halbuki, sorunları sorun etmeden, pratik bir şekilde çözmeye çalışırsak yarattığımızdan çok daha küçük olduklarını görebiliriz.

12. Başına gelen her şeyden zevk almaya çalış!

Hayatımızda gerçekten bazen çok ağır şeyler, büyük acılar ve çok zor şartlar ile karşılaşabiliriz. Bunların hepsi bizi dibe götürse de önemli olan en karanlık noktada bile bir şeyleri görüp alabileceğini almaktır. İçinde bulunduğun şartları değiştiremiyorsan şikâyet etmek yerine olumlu yanlarını bulmaya, onları eğlenceli hale getirmeye çalış ya da olumlu bir yan bulamıyorsan bile en kötüsünü yaşadığını ve bununla nasıl baş edilmesi gerektiğini öğrendiğini düşün. Hayatı daha anlamlı ve çekilebilir kılmak için, başına ne gelirse gelsin; Evet, bunu yaşadım ve öğrendim şimdi sıradaki, diyebilmelisin. Emin ol, yaşadığın ya da yaşadığını düşündüğün en kötü şeyin bile sana kattığı çok büyük şeyler var.

13. Unutma! Başka bir hayatın daha olmayacak!

Ne kadar klasik olursa olsun, aklımızdan çıkmaması gereken cümlelerinden biridir: Bu dünyaya bir kere daha gelmeyeceksin. Bu yüzden hayatının ve kendinin kıymetini bil. Neye üzüleceğini neye sevineceğini bile insan, bazı durumlarda kendi seçer, mesela biri için üzülüyorsan onun için gerçekten değer mi, diye düşün? Ve unutma, hayatını anlamlı kılacak olan yine sensin ve zaman akıp giderken karşına gelen fırsatları gör, cesur ol ve tadını çıkarmaya bak, acısıyla, derdiyle, mutluluğu ile bu hayat senin!

14. Aptal kutusu olan TV izleyerek zamanını öldürme!

Akıp giden hayatın içinde en değerli şey şüphesiz ki; Zaman! Ve sen bu zamanın, insanı aptal yerine koyan, reklam arası diziler, güldürmekten uzak talk showlarla, kimin ne giydiği ya da hayatını paylaşacağı kişiyi bile kamera karşısına geçip arayan insanları izleyerek mi harcayacaksın?

15. Hiçkimseye, hiçbir şey için borçlu değilsin. Unutma!

İnsanoğlunun belki de içini kemiren en büyük şeylerdendir; Birisine karşı, manevi olarak borçlu hissetmek. Vefa olgusundan ayrı olarak düşünürsek, biri ya da birilerine karşı, sırf size hayatınızın bir noktasında yardımları oldu diye sürekli bağlı hissetmek oldukça hastalıklı bir şeydir. Unutmamalısın ki iyilik yapmak bile aslında tek taraflı bir olgu değildir, iyilik yapılan kadar iyilik yapan da bu durumdan bir şeyler kazanır. Farkında olmasa bile bunu aslında salt yardım etmek için değil, yardım ederken iyilik yaparken hissettiği iç huzur için, vicdan rahatlığı için yapar.

16. Bu hayatta güvenebileceğin tek bir kişi var: Kendin.

Bu hayatı yaşayan sensin ve seni senden daha iyi tanıyan bir kişi dahi yok. Evet, yaşam için de bir çok konuda çeşitli insanlara güvenmek zorunda kalır, hatta en yakınlarımıza en değerli sırlarımızı bile veririz ama senin için hayati önem taşıyacak bir konuda ya da kendi kendine halledebileceğin bir durumda neden en iyi tanıdığın insan dururken başkasına güvenesin? Hem insanın isteyip de başaramayacağı bir şey olmadığını düşünürsek her konuda ilk önce kendine güvenmen gerektiğini aklından çıkarma.

17. Her zaman sabırlı bir insan ol.

Hızlı yaşamın, aceleci tavırların hakim olduğu, kısa süreli hazların tercih edildiği günümüzde artık tepkilerimizde anlık oluyor, acılara karşı daha dayanıksızız., hazza karşı yenik düşüyor, yersiz ve gereksiz tepkiler veriyoruz. Oysa sabretmeyi öğrenebilirsek, yaşamayı da öğrenebiliriz çünkü sabır, bekleyebilmek demektir ve bu büyük bir güç ister. Bu gücü bir kez sağlarsak, karşımıza çıkan olaylara razı gelebilmeyi de öğrenir, telaş yapmadan olaylara yaklaşabiliriz. Kısacası sabırlı olmayı başarırsak, hedeflerimize daha doğru ulaşabilir ve anlık tepkilerimizi kontrol edebildiğimiz için bu yolda yürürken kendimiz de dâhil kimseyi incitmemeyi başarabilir ve olgunlaşırız.

18. İçindeki çocuğu kaybetme!

Büyüdükçe, hayatın sırtımıza yüklediği yükler, sorumluluklar artar. Bunlara karşı en büyük silahımız ise içimizdeki çocuktur. Çocuklara baktığımızda onların nasıl hiçbir şeye aldırmadan kolayca mutlu olduklarını, içlerinden geldiği gibi, o an onları ne mutlu edecekse yaptıklarını görürüz, bunun ne kadar ilham verici olduğunu bir düşünsenize? Mutlu ve neşeli anlar ruhumuzun enerji kaynağıdır, kendi hayallerini gerçekleştirmiş hayatta başarılı ve doyuma ulaşmış insanlara baktığımızda onların içindeki çocuğu hiç kaybetmediklerine şahit oluruz. Gerçekten mutlu olmak istiyorsak önce içimizdeki çocuğu beslemeli, onu tatmin etmeliyiz, onu ne mutlu ediyorsa, hiçbir toplumsal kalıba aldırmadan, içimizden geldiği gibi yapmalıyız. Örneğin sesimizin çirkinliğine bakmadan canımız öyle istiyorsa, şarkı söyleyebilmeli, nasıl göründüğümüze aldırmadan dans etmeliyiz. En önemlisi de, o çocuğu görmeyen, inciten, saygı duymayan insanları çevremizden olabildiğince uzaklaştırmalıyız.

19. Bugünün hayatının en güzel günü olabileceğini aklından sakın çıkarma!

Ne yaşarsan yaşa, sana bahşedilen hayat bir hediye, sen ve yaşadığın her gün çok değerli, uyandığın her yeni gün senin için hayallerini gerçekleştirebileceğin, en azından gerçek olsun diye adım atabileceğin bir gün olabilir. O gün sana güzellikler getirebilir, eğlenebilir, yapayalnız olsan bile kendini kalabalık hissettirecek şeyler bulabilirsin. Bunların hepsini dönüştürmek senin elinde, içindeki o güçte bunu sakın unutma ve değerinin farkında ol! Her yeni günde, -Richard Bach’ın ‘Martı’ kitabında dediği gibi; Cehaletimizi kırabiliriz, becerilerimizi, yeteneklerimizi ve zekâmızı kullanarak kendimizi bulabilir, kendimiz olabiliriz. En önemlisi özgür olabiliriz! Uçmayı öğrenebiliriz!


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.