Kolektif bilinç ve korkular !

Kişisel Gelişim Uzmanı, A. Nilgün Aktaş, bir yolculukta tanıştığı, İran'lı 25 yaşlarında oldukça güzel bir kız ile yaşadıklarını şöyle kaleme almış..

Kolektif bilinç ve korkular !

Bir yolculukta tanıdım kendisini, İran'lı 25 yaşlarında oldukça güzel bir kızdı.

Yan yana oturuyorduk. 

İlk sorusu -nedense- ne adımdı, ne yaşımdı, ne de yaptığım işti. 

İlk sorusu, evli misin oldu. 

Sorusu evlilik ile ilgili kötü tecrübelerinin olduğuna işaret ediyordu.

Sen evli misin diye sorduğumda, bir kaç yıllık evli olduğunu, ancak evliliğin onun hayatını ne kadar kararttığını ve özgürlüğünü kısıtladığını anlatmaya başladı.

İranlı idi ve Türkiye'ye daha medeni ve iyi şartlarda yaşamak için, erkeklerden daha fazla değer görmek için gelmişti. 

Ama olmamıştı, Türkiye'de evlenmiş ve İran'da yaşadığı aynı baskıyı burdaki Türk eşinden de görmeye başlamıştı. 

Neler yaşıyorsun diye sorduğumda, eşinin kendisini çok kıskandığını, şiddet uyguladığını, öfke nöbetleri geçirdiğini anlatmaya başladı. Keşke, hiç evlenmeseydim dedi.

İran'daki yaşamı biliyordum ancak, bizzat bir yaşayandan duymak istediğim için, konuyu İran'daki yaşama getirdim ve sordum.

İran'da kadınlar nasıl yaşar ?

Çok büyük bir baskı var, özellikle kadınlara karşı ve bundan nefret ediyorum dedi. Dinle devlet bir arada olmuyor, bu yüzden ben islamı terk ettim ve Hristiyan oldum, çünkü Hristiyanlar kadınlara karşı baskı yapmıyorlar, kadınları kapatıp, eziyet etmiyorlar dedi. 

Nasıl baskılar yapıyor İslam devleti diye sorduğumda epey dertliydi.

Kadınlar hep kapanmak, örtünmek, saçını göstermemek zorunda. Başını kapatmayan bir kadın gördüğünde polis hemen götürür diye devam etti. Otobüse kadınlar ayrı, erkekler ayrı biner. Kadınlar otobüsün arkasına, erkekler ön yarısına oturur.

Kadın ile erkek asla tokalaşmaz! Eşi yanında bile olsa, tanımadığı erkeklerin masasına oturamaz

Ayak bileğine kadar kapalı olması şarttır kadının.

Açık renkli giysiler giymesi kesinlikle yasaktır, siyah, kahverengi ya da gri kullanabilir. Yeşil, kırmızı, sarı, mavi, pembe gibi dikkat çekici renkleri asla kiullanamaz. 

Evlerde kablolu tv, çanak anten yasaktır. Alkol yasaktır. Batı müziği dinlemek yasaktır. İnternette devletin öngördüğü sitelere girme izni vardır.

Batılı ülkelerden ileti alınıp, yollanamaz. İnternetten alınıp, yollanan her ileti devletçe mutlaka denetlenir.

Parti evde bile olsa verilemez. Her televizyon kanalı izlenemez.Bir kadın bir erkeğin ikinci, üçüncü veya dördüncü karısı olabilir. Erkekler dört kadınla evlilik yapabilir. 

İslam'ı terk etme ve Hristiyan olma nedeni tüm bunlardan kaçmak olan bu İran'lı güzel kız, maalesef geldiği bambaşka bir ülkede korkularının çekim gücü nedeniyle aynı olayları yaşamaya başlamıştı.

Kıskanç eşi, nerdeyse İran'da devletin ona yaşattığı tüm baskıları, şimdi ona yaşatıyordu. 

Ülkelerin de kolektif bilinçleri vardır. Bu kolektif bilinç o ülkede yaşayanların korkularını oluşturur.

Ülkesindeki baskıya dayanamayan ve sırf bu yüzden ülke değiştirip, eşini farklı bir ülkeden seçen, ancak yine aynı korkuları yaşamakta olan bu güzel İran'lı kız gibi. 

Yaşadığınız korkuları eğer sona erdirmezseniz, yaşadığınız ülkeyi dahi değiştirseniz, korkular size aynı olayları yaşatmak zorundadır.

Korkusuz ve mutlu günler dilerim, herşey gönlünüzce olsun.

A.Nilgün Aktaş

Kişisel Gelişim Uzmanı

Güncelleme Tarihi: 19 Ocak 2017, 12:20

YORUM EKLE