Kimsesizler

Kemal ÇERÇİBAŞI'na ait olan Kimsesizler adlı öyküde fedakar bir dedenin dar gelirli muhtaç bir aileye sahip çıkmasını anlatıyor.

Kimsesizler

Sokaktan geçen dedenin kulağına bir ağlama sesi gelir, sesin geldiği yere doğru gider, bahçeli evin kapısına doğru yaklaşır ve içeri doğru uzanır. Orada, iki çocuk ve kucağında bebeği olan bir anne görür. Duyduğu bu ses çocukların ağlama sesleridir. Çocuklar çok acıktıkları için annelerinden yiyecek bir şeyler isterler. Ancak anne de için için ağlamaktadır. Dede durumun farkına vararak hemen en yakın bakkala gider. Ekmek, peynir, zeytin gibi hem doyurucu, hem sağlıklı yiyecekler alır ve hemen çocukların yanına gider. Bahçe kapısını, küçük bir tıkla yavaşça açarak içeri girer ve elindeki yiyecekleri çocuklara doğru uzatır.
Çocuklar, dedeyi görünce hemen ellerindeki poşetlere sarılırlar. Yiyecekleri yemeye başlarlar. Bir tanesi öyle bir su içer ki, çocukların bu durumundan dede çok etkilenir, yüreği acır.

Artık onlar için çok güzel günler başlayacaktır.
Kim olduğu bilinmeyen bu dede, çocukların annesi Serpil’i bir terziye işçi olarak yerleştirir. Bu kimsesiz ailenin, bir kimsesi vardır artık. Çocukların dedesi, Serpil Hanım’ın da babası olmuştur. Onlarda dedelerini bırakmazlar ona sahip çıkarlar. Dedeciğin de sevgiden sevilmekten başka bir dileği de yoktur aslında.
Birlikte uzun ve güzel zamanlar geçirirler. Kızlar üniversiteli olmuş, Serpil’in saçları ağarmıştı.
Aradan geçen yıllar, hayat dedeyi iyice yaşlandırmış ve yatağa düşürmüştü. Bir gece başında dua ve kuran okuyan Serpil ve kızlar bir baba gibi saydığı dedelerini kaybettiler. Hepsi de çok üzgündü.

Dede çok güler yüzlü, yardımsever bir insandı. Herkes O’nun bir emekli maaşından başka bir şeyi olmayan yoksul biri olduğunu sanıyordu.
Fakat dedenin mirası çok büyüktü. Ölümünden sonra eve gelen bir avukat bu durumu açığa çıkarmıştı.
Dedenin kendi el yazısıyla yazdığı vasiyet mektubunda, kızı Serpil’in mirasa hak sahibi olduğunu, mirasının tümünü ona bıraktığını ifade etmişti…
Mektubunda son sözlerini; “Küçücük bir iyiliğin karşısında bana evlerini açan. Beni seven, değer veren sevgili aileme bu iyiliğin meyvesini bırakıyorum,” diyerek bitiriyordu.

Serpil ise her gün babasının mezarına gider hiç aksatmadan o günkü dualarını ederdi.
Babasının bıraktığı mirasın bir bölümü ile öncelikle bir yardım kuruluşu açtı. Diğer kısmını işletti, çok çalıştı, çoğalttı. İşleri büyüttü. Ülkenin neresinde bir yetim, kimsesiz, ihtiyacı olan her kim varsa yardımına koştu.Onların ihtiyaçlarını giderdi. Yaşlı bakım evleri açtı. Açları doyurdu. Hastaya sağlık, işsize iş temin etti. Sevabını da babasının ruhuna hediye etti.



Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.