Suikast Timi Yargıda!

Darbeci asker: Erdoğan'ın otelini kırmızı tişörtlü sivil gösterdi

Suikast Timi Yargıda!

Haber 1:   Recep Tayyip Erdoğan'a suikast davasında ifade veren Özel Kuvvetler'de görevli darbeci asker Bahadır Sagun, Çiğli'de hazırlandıkları sırada Binbaşı Şükrü Seymen'in Cumhurbaşkanı'nın alınacağını kendi timlerine söylediğini itiraf etti. Darbeci asker, yanlarına kırmızı tişörtlü bir sivilin koşa koşa geldiğini ve kendilerine Cumhurbaşkanı'nın kaldığı otelin yerini gösterdiğini ileri sürdü.

Darbeci yüzbaşı "Cumhurbaşkanı otelden ayrılmış, peki neden polis memurları boş bir otelde neyi koruma ihtiyacı duydu. Silahlı müdahaleyle neyi amaçladılar" dedi. Bahadır Sagun'un bu sözlerine sert yanıt veren Mahkeme Başkanı, "Silahlı birileri devletin güvenlik güçlerinin yanına geliyor ve silahlarını bırakmalarını istiyor. Kuzu kuzu bırakacaklar mıydı yani" dedi.

15 Temmuz'daki darbe girişimi sırasında, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Marmaris'te kaldığı otele saldırı düzenleyen Özel Kuvvetler ve Muharebe Arama Kurtarma (MAK) timlerinin de aralarında bulunduğu 44 tutuklu sanığın yargılanmasına Muğla 2'nci Ağır Ceza Mahkemesi'nde devam edildi.

Duruşma öncesinde cezaevi ring aracından indirilen sanıkların görüntülerinin alınmasına da izin verildi. Yoklamayla başlayan duruşmada ilk olarak Özel Kuvvetler Komutanlığı'nda görevli Bahadır Sagun ifade verdi. Şükrü Seymen'in kendilerine özel bir operasyon olduğunu söyleyip çağırdığını anlatan Bahadır Sagun, "Havalimanında buluştuktan sonra çiğli'ye geldik. İstanbul'da bize herhangi bir açıklama yapılmadı. Çiğli'de gerekli hazırlıklardan sonra sohbet sırasında Gökhan Paşa, bize TSK'nın yönetime el koyduğunu açıkladı. Bizde o anda Genelkurmay Başkanı'nın emriyle hareket ettiğimizi idrak ettik. Sonrasında sohbet sırasında da, Şükrü Seymen, Cumhurbaşkanı'nın alınacağını bize söyledi. Ama biz koruma amaçlı alınacağı algısını edindik. Bizim görevimiz Cumhurbaşkanı'nı sağ salim almaktı" dedi.

Mahkeme Başkanı Melikşah Baştoğ'un, "Bu sırada yanınızda kimler vardı" sorusu üzerine Sagun, "Bizim tim vardı" yanıtını verdi. Savunmasında Bahadır Sagun ayrıca, "Cumhurbaşkanı'na suikast emri olsaydı asla onu yerine getirmezdim. Bunun ağır bir müeyyidesinin olduğunun bilincindeyim. Bu olayın bir kalkışma olduğunu eğer duysaydım ben asla onlar gibi davranıp bunun içerisine girmezdim. FETÖ üyesi değilim" dedi. Yüzbaşı Bahadır Sagun, planlayıcı durumundaki Gökhan Şahin Sözmezateş ile Şükrü Seymen'den sonra Cumhurbaşkanı'nın alınacağını söyleyen ilk alt rütbeli asker oldu.

KIRMIZI TİŞÖRTLÜ ADAM BİZE OTELİN YERİNİ GÖSTERDİ

Bahadır Sagun, Marmaris'e ulaşıp otelin bulunduğu bölgeye indikleri anda ise yanlarında kırmızı tişörtlü bir sivilin koşa koşa geldiğini ve kendilerine Cumhurbaşkanı'nın kaldığı otelin yerini gösterdiğini ileri sürdü. Sagun, "O kişi olmasa inanın biz otelin yerini de bulamazdık" dedi. Bundan sonra ortadan kaybolan kırmızı tişörtlü esrarengiz kişiyi de tanımadığını öne sürdü. Polislerden ilk ateşin kendi üzerlerine açıldığını ondan sonra çatışmanın çıktığını da anlatan Bahadır Sagun, "Cumhurbaşkanın nerede olduğu soruldu ama öyle hakaret sözleri duymadım. Sonra bize ateş edilince ben de kendimi korumak için siper aldım. İsmail Yüzbaşı'nın bomba bıraktığını görmedim ama sonradan ifadelerden öğrendim. Ancak bombayı bırakıyorum demek bile polislerin zarar görmemesi içindir ve bu da bizim suikast için oraya gitmediğimizin göstergesidir. Suikast olsa bomba olduğunu söylemeden patlatırdık" dedi.

O SÖZLERİ MAHKEME BAŞKANINI KIZDIRDI 

İfadesinde polislere hakaret söz konusu olmadığını, Cumhurbaşkanı'nın yerinin sorulduğunu dayak olayına karışmadığını da iddia eden Bahadır Sagun, "Polislerden birine plastik kelepçe taktım. Ancak bu sırada iki polisin burnunun kanadığını gördüm bunun niçin olduğunu ise bilmiyorum" dedi. Bahadır Sagun, hedef gözeterek hiçbir zaman ne polislere ne de helikoptere ateş etmediklerini ifade edip "İlk çatışmayı polisler başlattı. Görüntülerden sıralı gittiğimiz sırada ateş altında kalınca dağıldığımız görülür. Ateş çok yakınımıza gelince bölgeden ayrılmak zorunda kaldık. Hem bizden hem de polislerde zayiatın en az olması için çaba gösterdik. Cumhurbaşkanı otelden ayrılmış, peki neden polis memurları boş bir otelde neyi koruma ihtiyacı duydu. Silahlı müdahaleyle neyi amaçladılar" dedi. Bahadır Sagun'un bu sözlerine sert yanıt veren Mahkeme Başkanı, "Silahlı birileri devletin güvenlik güçlerinin yanına geliyor ve silahlarını bırakmalarını istiyor. Kuzu kuzu bırakacaklar mıydı yani" dedi. Bahadır Sagun, iddianamede yer alan kaçtıkları sırada "Burada hizmet hareketinden olmayan var mı" şeklindeki konuşmanın da geçmediğini ileri sürdü.

Haber 2:  Fetullahçı Terör Örgütü'nün darbe teşebbüsü sırasında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a yönelik suikast girişimi ve iki polisin şehit edildiği saldırıya ilişkin davanın tutuklu sanıkları, duruşmanın ikinci günü için gruplar halinde yargılamanın yapılacağı Muğla Ticaret ve Sanayi Odası Konferans Salonu'na getirildi

Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) darbe teşebbüsü sırasında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a yönelik suikast girişimi ve iki polisin şehit edildiği saldırıya ilişkin 3'ü firari 44'ü tutuklu 47 sanığın yargılandığı davanın ikinci gün duruşması başladı.

Muğla E Tipi Kapalı Cezaevi'nde tutulan sanıklar, sabah saatlerinde yoğun güvenlik önlemleri altında davanın görüldüğü Muğla Ticaret ve Sanayi Odası Konferans Salonu'na getirildi. Sanıkların nakli sırasında bir polis helikopteriyle de havadan güvenlik önlemi alındı. Binanın bahçesine sokulan araçlardan indirilen sanıklar, jandarmaların eşliğinde salona alındı.

Duruşmanın ikinci gününde mahkeme heyeti, sanıklar Taner Berber ve Zekeriya Kuzu'yu dinleyecek. 3 gün daha sürecek duruşmaya cuma günü ara verilecek. Duruşmaya salı günü yeniden başlanacak.

FETÖ lideri Fetullah Gülen'in bir numaralı sanık olduğu duruşmanın ilk gününde iki numaralı sanık Gökhan Şahin Sönmezateş ve üç numaralı sanık Şükrü Seymen, mahkeme heyetince dinlenmişti. İki sanık da görev emrini Semih Terzi'den aldıklarını söylemişti.

BİNBAŞI TANER BERBER: DURUMU MARMARİS'E İNDİĞİMİZDE ÖĞRENDİM

15 Temmuz'da Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a yönelik suikast timinin yargılandığı davanın ikinci gün duruşması sabah saat 09.30 sıralarında başladı. Duruşmada ilk önce sanık ve sanık avukatlarının yoklamaları müdafilerin yoklamaları alındı. Daha sonra MAK timinin lideri olduğu iddia edilen Binbaşı Taner Berber'in suçları yüzüne okundu ve ifadesi alınmaya başlandı.

"GÖKHAN PAŞA İLE DAHA ÖNCE GÖRÜŞMEDİM"
Sanık Berber; Çiğli 2. Ana Üs Komutanlığı'nda görevli olduğunu ifade ederek o gün yaşananları anlattı. Darbe girişimi gerçekleşseydi adı MİT Müsteşarı olarak geçen Tuğgeneral Gökhan Şahin Sönmezateş'in kendisini 15 Temmuz günü telefon ile aradığını anlatan Berber, "Gökhan Paşa beni aradığında 'İzmir'e geldim. Havalimanından beni bir arkadaş alabilir mi?' diye sordu. Ben de bir Teğmen'i görevlendirerek Gökhan Paşa'yı havalimanından aldırdım. Gökhan paşa ile aramızdaki temas bu şekilde idi. Ankara'da veya herhangi bir yerde yüz yüze kesinlikle bir görüşme yapmadım" dedi.

"PERSONELİN EĞİTİMİ HAKKINDA BENDEN BİLGİ İSTENDİ"
Araya giren mahkeme başkanı bomba eğitimi ile ilgili bilgi istedi. Sanık Berber, bu durumu ise "Normal bir eğitim. Birliğimiz Özel eğitimli bir birlik olduğu için bu tür eğitimlerden geçilmesi gerekiyor. Bomba imha ekibinden kapı açma ile ilgili o yüzden bir eğitim aldık. Bu durumun Marmaris'teki olaylar ile alakası yok. Bu arada o gün telefon aldım Genelkurmay'dan. İsmini ve rütbesini bilmiyorum. Personelin durumu ve eğitim hakkında benden bilgi istendi. Olayın farkına varmadık" dedi.

"BASKI ALTINDA İFADE VERDİM"
Bu arada polise verdiği ifadenin baskı altında alındığın iddia eden Berber, bir takım bilgileri ve ifadesini değiştireceğini söyledi. Berber, "Mesai bitim saatleri idi. Gökhan Paşa beni yanına çağırıp birliğine görev verilirse kaç kişi çıkabilir? Diye ordu. Bu arada Astsubay Zekeriye Kuzu da yanımızdaydı. Bende 12-13 kişi olabilir dedim. Ancak mesainin bittiğini üstte iki-üç kişinin olduğunu arz ettim. Daha sonra emir ile TİM'i çağırdık. Ekip geldi ve tekrar Kuzu Astsubay ile Gökhan Paşanın yanına gittik. Gökhan Paşa bize İstanbul'dan bir Özel Kuvvetler'den ekibin İzmir'e geleceğini ve birliği de bir görev verileceğini söyledi. Komutanımız terör operasyonu olduğunu belirtti. Ama nereye gideceğimizi söylemedi. Daha sonra odasından ayrıldım. Ekibi malzeme deposunun önünde topladım. Telefonlarımızı kapattık. Birliğe de konuyu aktardım. Ankara'dan Özel Kuvvetler ekibine silahları biz verdik" şeklendi ifade verdi.

"KİM NE BULDUYSA ALDI"
Söze giren mahkeme başkanının "Gökhan Paşa'nın operasyon yetkisi verebilir mi? Amirinize neden bildirmediniz?" diye sorusuna Berber, "O anda amirimiz orada yoktu. Ben de üsse geleceğini biliyordum. O yüzden haber vermedim" şeklinde konuştu. Yine mahkeme başkanı 'Mühimmatı neden verdiniz? Bir başka birliğe mühimmat verilebilir mi? Zimmet tuttunuz mu' diye sordu. Berber, "Birliklerden mühimmat verilebilir. O gün zaten kim ne bulduysa onu aldı" dedi.

MARMARİS'TE NELER YAŞANDI
İfadesine devam eden sanık Binbaşı Taner Berber, 'TSK'nın yönetime el koyduğunu bize söylediler" Araya giren mahkeme başkanı 'Ülkede olağanüstü bir durum var. TKS yönetime el koymuş, terör operasyonuna gidiyorsunuz. Anormal bir durumun olduğunu anlamadınız mı?' diye sorduğunda, "Sonuçta terör operasyonu. Bize bir emir verildi. Biz emri yerine getirdik. Daha sonra Gökhan komutanın operasyona giderken emir komutanın Şükrü Binbaşıda olacağını söyledi" dedi.

Helikopter ile havalandıktan sonra Marmaris'e iniş yaptıklarını söyleyen Berber, "Marmaris'e iniş yaptıktan sonra olayın durumunu orada anladım. Ben kesinlikle çatışmaya girmedim ve havaya ateş ettim" dedi. Mahkeme heyeti Berber'in ifadesinin ardından duruşmaya ara verdi.

ZEKERİYA KUZU: BİZLER İÇİN DELİLER EKİBİ DERLER

'Suikast timi'nin en önemli sanıklarından olan ve Çiğli 2. Ana Jetüssü imamı olduğu belirtilen Zekeriya Kuzu savunmasında emniyette ve savcılıkta verdiği ifadesini reddetti.

Kuzu, emniyet ve savcılıkta baskı altında ifade verdiğini ileri sürerek "Anlattıklarımı kurguladım. İfadelerimde belirttiğim zaman ve şahısların yüzde 99'u hayali" dedi. Muğla'ya Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı almaya gittiğini bilmediğini ileri süren Kuzu "Cumhurbaşkanı'nı almaya gittiğimizi arazide öğrendim" savunmasını yaptı.

Marmaris'te 15 Temmuz gecesi Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın kaldığı oteli basan ve 2 polisi şehit eden 1'i firari 37 darbeci askerin aralarında bulunduğu 44'ü tutuklu 47 kişinin yargılandığı davaya Muğla 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nde devam edildi.

Duruşmanın ikinci gününde Çiğli 2. AnaJet Üs Komutanlığı MAK Timi Bölük Komutanı Taner Berber ve Çiğli Ana Jet Üssü'nün imamı olduğu ileri sürülen 'Paşa' lakaplı astsubay Zekeriya Kuzu savunma yaptı.

'AİLEMLE TEHDİT ETTİLER'

15 Temmuz darbe girişimi gecesi Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Marmaris'te kaldığı otele saldırı düzenleyen timde yer alan ve menfezde yakalanan Zekeriya Kuzu ifadesinde medya bazında herkesin kendisine yüklendiğini söyledi.

Kuzu, "7 aydır cezaevindeki bahçeye dahi tek başıma çıkıyorum. Emniyet ve savcılıktaki ifadelerimin hiç birisini kabul etmiyorum. Hepsini baskı ve tehdit altında verdim. Emniyette sorgumu yapanlar beni ailemle, çocuklarımla tehdit ettiler. Ben inançlı birisiyim. İnancım sayesinde bugüne kadar ayakta durdum. 52 yaşındayım" dedi.

'BİZE DELİLER EKİBİ DERLER'

Milliyetçi ve vatanperver birisi olduğunu ileri süren Kuzu:

"Ülkü ocaklarında yetiştim. Bunu da ilk defa söylüyorum. Asker olduğum için bunu hiçbiryerde deklare etmedim. 30 yıl boyunca MAK timinde görev yaptım. Benim hayatım insan kurtarmaktır. Bizler için deliler ekibi derler. Biz vatanseveriz, bayrak için ölürüz. MAK timi bayrak için canını verir" dedi. Deliler ekibi benzetmesine Gökhan Sönmezateş kızdı. Sönmezateş "Ben deliler ekibinde değilim" diyerek mahkeme başkanına "Herkes kendi adına konuşsun" dedi. Bunun üzerine Zekeriya Kuzu "tamam" diyerek cevap verdi.

'1 DOLARI OĞLUM VERDİ'

Mahkeme başkanının FETÖ terör örgütü ile bağlantısı sorması üzerine FETÖ ile sadece oğlunun okulundaki Arif isimli kişi ile görüştüğünü belirten Kuzu:

"Oğlum onların okulunda okuyordu. Oğlumun etrafında uyuşturucu kullanan arkadaşları vardı. Okul Müdürü Arif Bey ile oğlum adına konuştum. Bazen okulda, bazen Arif Bey'in evinde bazen de bizim evimizde oturup görüşmelerim olmuştur. Benim diğer oğlum Uzman Çavuştur. Benim adım yüzünden şu an tutuklandı. Artık hiçbir gelir kaynağımız yok. Ben tüm suçlamaları ailemin can güvenliğini korumak için kabul ettim. Baskı ve şantaj altında ifade verdim. Arabamda bir dolar bulundu. O dalar da F serisi değil, B serisi imiş. FETÖ terör örgütü ile hiçbir bağlantım yoktur. Ben himmet vermedim. Sadece camiye para verdim. Zaten o bir dolarıda yurt dışında okuyan oğlum hatıra için vermişti" dedi.

'ZAMAN VE ŞAHISLARIN YÜZDE 99'U HAYALİ'

Mahkeme başkanının "İfadende bir doları Arif Bey bana verdi. Bu paranın Amerika'dan hoca tarafından okunarak gönderildiğini söylemişsin. Bu konuda ne diyorsun" sorusuna Kuzu:

"Emniyet ve savcılıkta anlattıklarımı ben kurguladım. İfadelerimde belirttiğim zaman ve şahısların yüzde 99'u hayali. Genel kültürümden kattığım ve aklımda kalan bazı kırıntılardan anlattığım şeylerdi" yanıtını verdi.

Bunun üzerine mahkeme Başkanı Kuzu'ya, ‘Taner Berber, Ramazan Elmas, Yakup Özcan gibi 57 kişinin FETÖ'cü olduğunu FETÖ/PDY örgütü üyesi olduklarını söylemişsin. Bu konuda ne diyeceksin' diye sordu. Kuzu "O isimlerin hepsi uydurmadır ben kurguladım. Bu arada Sayın Başkanım Ramazan Elmas komutanım da ismini verdiğim için bana hakkını helal etsin" dedi.

15 TEMMUZ İFADESİ İÇİN DE KURGU DEDİ

Zekeriya Kuzu daha önce emniyet ve savcılıkta 15 Temmuz gecesi ile ilgili verdiği ifadeyi de reddederek kendisinin kurguladığını söyledi. Kuzu 15 Temmuz gecesini şöyle anlattı:

"Taner Berber beni telefonla aradı ve Gökhan Sönmeateş'in geldiğini kendisine nezaket ziyaretinde bulunmak istediğini söyledi. Birlikte yanına gittik. Gökhan Sömezateş, Taner Berber'e o esnada 'Tim hazırlayabilirmisiniz' diye sordu. Odasından çıktık Taner Binbaşı kaç kişi hazırlayabileğini hesaplıyordu. Beni de isterse gruba katılabileceğini söyledim. Gruba böyle dahil oldum. Daha sonra 13 kişi için malzeme ve teçzihatları kontrol etmeye başladım. Bunu yaparken çelik yeleklerin yetersiz olduğunu gördüm. Temin ettiğimiz çelik yeleklerin kullanma özelliği geçmişti. Çelik yeleklerin hiç bir kurşun geçirme özelliği yoktu. Görevin ne oduğunu bilmiyordum. Taner Berber ilerleyen saatlerde görevin bir terör örgütünün üst düzey yöneticinse yönelik yapılacağını söyledi. Ben o arada kendisine belirlediğimiz isimlerin genç ve tecrübesiz olduğunu söyledim. O esnada göreve Özel Kuvvetlerin de katılacağını Taner Berber söyledi. Bir yandan malzemeleri toparlamaya çalışıyorduk. Ekip dışarı çıkmıştı ben depoda kuşanıyordum. Ömer Faruk yanıma gelerek ekibin yola çıkmak üzere olduğunu söyldi. Ben de koşarak onlara yetişmeye çalıştım. Ömer Faruk ile birlikte kalkış bölgesine gittim. O esnada diğer arkadaşlara bilgi verilmiş ama ben orada değildim. Helikoptere bindim ve beklemeye başladık. Helikopterler çalışır vaziyette idi ama kalkmamıştık. Muğlak bir durum olduğunu hep sonradan öğrendim. Uzun bir süre bekledikten sonra yola çıktık. Marmaris'e geldik otelin arka tarafına indik. Kendimizi özel kuvvete teslim ettik. Onlar öndeydi ve biz onları takip ettik. Özel kuvvetlerle aramda 30-40 metre mesafe vardı. Havaya ateş edildi. Kim ateş etti görmedim. O esnada ateş etmememiz söylendi. Sonra yolda sivil şahıslarla karşılaşıldı. Ama neler konuşulduğunu duymadım. Yola devam ettik, bu esnada karşıdan bize doğru ateş edildi. Ben bir ağacın arkasına geçtim. Silah sesleri gelmeye başladı. Bir süre sonra silah sesleri kesildi bir kişinin bize doğru getirildiğini gördüm. Bağrışmalar başladı. Kim olduğunu bilmiyorum 'Dışarı çıkmazsanız roket atacağız' diye bağırdı ardından bir patlama sesi duydum. Ama bu otelin içinde değil dışında oldu. Daha sonra üç kişi getirildi. Bunlardan birine ben refakat ettim."

"HABERİM YOKTU"

Mahkeme Başkanı'nın "Gökhan Sönmezateş sizi nereye götürdü" sorusuna Kuzu "Benim amirim Taner Binbaşı. Dolayısıyla sormadım" diye cevap verdi. Mahkeme Başkanı'nın "Bu sırada memlekette olup bitenden haberin var mıydı" sorusu üzerine Kuzu, "Kesinlikle yoktu telefonum kapalıydı" dedi.

'CÜZDANLARINI ALMADIM'

Savunmasında kendsine ait silahla hiç ateş etmdiğini ileri süren Kuzu aynı zamanda polislerin cüzdanlarını da almadığını belirtti. Bunun üzerine mahkeme başkanı "cüzdanları senin aldığın söyleniyor" dedi. Kuzu ise "Ben kimsenin üstünü aramadım. Kimsenin cüzdanını almadım. Araziye kaçtığımızda gruptaki genç askerlerden birinin yanında bulunan çantada cüzdanları gördüm. Bunların neden alındığını sordum. Üst araması yapılırken silah seslerinin gelmesi nedeniyle panikle çantaya atıldığını öğrendim. Bunu doğru bulmadım. Arazideyken bir ara toplandık. Burda bu konuşuldu. Şükrü Seymen 'Hiç içime sinmiyor ama lazım olabilir' dedi. Ama kimsenin içine sinmedi. Kendi paralarımızı topladık ne kadar para toplandığını hatırlamıyorum" dedi.
Kuzu, mahkeme başkanının "Kimi almaya gideceğinizi biliyor muydunuz? Hedefin kimdi" sorusuna "Bilmiyordum. Arazide öğrendim. Getirilen polislere 'Cumhurbaşkanı nerede' diye sorulunca anladım" yanıtını verdi.

O SÖZLERİ DE REDDETTİ

Mahkeme başkanının 'Hani inimze girecektiniz, bak biz sizin ininize girdik' sözlerini söyleyip söylemediğini sorması üzerine de Kuzu, kesinlikle böyle bir söz söylemediğini, Şükrü Seymen'in de böyle bir söz söylediğini duymadığını belirtti.

Güncelleme Tarihi: 23 Şubat 2017, 13:41

YORUM EKLE