Dünyaya böyle seslendi!

Cumhurbaşkanı Erdoğan, isim vermedi ancak Güney'de kurulacak bir Kürt devletine kesinlikle müsaade etmeyeceklerini söyledi.

Dünyaya böyle seslendi!

Cumhurbaşkanı Erdoğan, durdurulan MİT TIR'larıyla ilgili konuştu, Bayırbucak Türkmenlerine giden yardımın yolunu kesenlerin bugün daha net bir şekilde ortaya çıktığını söyledi. Erdoğan, tüm dünyaya seslenerek Türkiye'nin güneyinde bir devlet kurulmasına asla müsade etmeyeceklerini söyledi.

 
Erdoğan, Kızılay'ın iftarında konuştu. Türkiye'nin dünyanın 17. büyük ekonomisi olduğunu ve bugüne kadar 45 milyon dolar yardım yaptıklarını söyleyen Erdoğan, bu yardımlarla Türkiye'nin dünyanın 3. ülkesi olduğunu kaydetti. 

Suriye'de yaşananlara Avrupa'nın duyarsız kaldığını söyleyen Erdoğan, birilerinin ülkelerinin refahını sağlamak için mülteci teknelerinin batmasına göz yumduklarını söyledi. Batı'da çöpe dökülen yemeğin Afrika'da açları doyuracak miktarda olduğunu ifade eden Erdoğan şöyle konuştu:

"Daha önce bir Kobani meselesi yaşandı. Suriye ve Irak'ın onlarca şehrinde, yüzlerce kasabasında süren çatışmalar, Kobani'de (Ayn el Arap) yaşandı. Bu olayı bahane eden birtakım çevreler, 6-7-8 Ekim 2014 tarihlerinde Türkiye'nin pek çok yerinde olaylar çıkardılar.

Bu hadiseler sırasında 50 kişi hayatını kaybetti. Şimdi yine aynı şehirde birtakım olaylar yaşanıyor ve aynı çevreler bunu bir kez daha Türkiye'yi ateşe vermek için bahane olarak kullanmaya çalışıyor. Utanmadan, sıkılmadan 'Terörist Türkiye' diye tweet atanlara sesleniyorum: Eğer sizlerde haysiyet, onur varsa, bu Kobani'den kaçıp gelenleri burada kamplarda barındıran ülkeye terörist deme hakkını siz nereden elde ediyorsunuz? Tweet atarak elde ettiğiniz dereceler sizin o kapkara yüzlerinizi beyaza çıkarmayacaktır. Bunu çok iyi bilmeniz lazım.

 "İFTİRA ATIYORLAR" 
 
Şunu bir kez daha ifade etmek isterim. Türkiye'nin ismini herhangi bir terör örgütüyle yan yana zikreden, bu ülkeye ve bu millete en büyük iftirayı atıyor. Türkiye, Suriye'deki özgürlük mücadelesine elbette destek veriyor. Irak'ta haklarını savunan insanlara elbette iyi niyetle yaklaşıyor. Ama Türkiye, bu işleri yaparken asla terör örgütleriyle yan yana gelmiyor. Ne devlet terörü estiren Esed rejimiyle ne de diğer oradaki terör örgütleriyle Türkiye'yi kimse yan yana gösteremez.
 
"200 BİN KİŞİYE SINIRIMIZI AÇTIK"
 
Buna engel olan, bize o suçlamaları yöneltenlerdir. PYD'dir, PKK'dır. Biz burada yarma harekatları yaparak içerideki mazlumlara insani yardım elini uzatanlarız. İşte Hatay olayı, Adana olayı. Bayırbucak Türkmenlerimize giden tırlarımızı çevirenlerin, o yol kesen eşkıyaların kimler olduğunu herkes şu anda çok daha açık ve net olarak görüyor. Bölgedeki insanların mağduriyetini dünyaya kendi PR'larını yapmak için kullandılar. Buna rağmen çatışmalardan kaçanların tamamına, yaklaşık 200 bin kişiye sınırlarımızı açtık.

Kendilerine her türlü insani yardımı yaptık. Son günlerde yine Türkiye'yle ilgili hiçbir ilgisi, alakası olmadığı belgeleriyle ispatlanmış olan hadiseleri aynı amaçla çarpıtıyorlar. Bir yandan Esed rejimi, bir yandan bölücü örgüt sözcüleri, bir yandan da ülkemizdeki bir siyasi partinin sözcüleri aynı ağızla konuşuyor, aynı şeyleri tekrarlıyorlar. Amacın dünya kamuoyuna yönelik bir algı operasyonu olduğu çok açık. Bu tür ithamlarla Türkiye'yi yanı başında olup biten olayların dışında kalmaya zorlayarak bölgenin demografisini değiştirme operasyonunu tamamlamak istiyorlar.
 
"DESTEĞİ NEREDEN ALDIKLARINI BİLİYORUZ"
 
Suriye'nin kuzeyinde, güneyimizde bir devlet kurulmasına asla müsaade etmeyeceğiz. Bunun bilinmesini istiyorum. Bedeli ne olursa olsun bu konudaki mücadelemizi sürdüreceğiz. Bölgedeki terörist grupların desteği nereden aldığını biz de biliyoruz, ilgili herkes de çok iyi biliyor.
 
"GÖZ YUMMAYACAĞIZ"

Bu açık gerçek ortadayken Türkiye'nin adını terörle birlikte anmak ancak art niyetle izah edilebilir. Teröre asıl destek, bir yandan 2 milyon insanın yükünü omuzlarımıza bırakırken, diğer yandan da 'Sınırlarınızı iyi kontrol edemiyorsunuz' tafrası yapmaktır.

Kendi ülkelerinden terörist çıkışını engelleyemeyenlerin bu sorunu bizim kendi sınırlarımızda çözmemizi beklemesi samimi bir yaklaşım değildir. Hem bölücü örgütün, hem de uluslararası güçlerin bölgede yaşanan insani dramı Türkiye'yi köşeye sıkıştırmak için bir fırsata dönüştürme gayretlerini şiddetle kınıyorum.

Mazlumun ahı alınarak, etnik dengelerle oynanarak, Türkiye dışarıda bırakılarak bölgede sürdürülebilir bir güven ve refah düzeni kurulması mümkün değildir. Açık söylüyorum. Böyle bir durumda o bölgede herhangi bir ticari faaliyetin yürütülebilmesi söz konusu olamaz. Biz bölgedeki demografinin değiştirilmesine göz yummayacağız.

"MÜSAADE ETMEYECEĞİZ" 
Tüm dünyaya sesleniyorum: Suriye'nin kuzeyinde, güneyimizde bir devlet kurulmasına asla müsaade etmeyeceğiz. Bedeli ne olursa olsun bu konudaki mücadelemizi sürdüreceğiz. Türkiye'yi köşeye sıkıştırma gayretlerini şiddetle kınıyorum. Türkiye dışarıda bırakılarak bölgede süründürülebilir bir güven, refah düzeni kurulması mümkün değildir.

Ticari bir faaliyet sürdürülmesi söz konusu olamaz. Bölgedeki demografinin değiştirilmesine göz yummayacağız. Biz Suriye ve Irak'ta huzurun bir an önce sağlanması konusunda üzerimize düşenleri yapacağız. Yapıyoruz. Ölümlerin, zulümlerin sona ermesini temenni ediyorum."

Güncelleme Tarihi: 27 Haziran 2015, 11:37

YORUM EKLE