Tatlı dil ile yılanı deliğinden çıkarmak mümkündür

Tatlı dil kullanmak her zaman soysal ilişkilerimizde problem çözme konusunda başarı sağlanması için başvurulan hatta sığınılan bir liman olmalıdır. Şiddet ve öfke ile sorunlar çözülmez, aksine daha da büyür.

Tatlı dil ile yılanı deliğinden çıkarmak mümkündür

Tatlı dil ile yılanı deliğinden çıkarmak mümkündür. Atalarımız bu sözü boşuna söylemediler. Hayatta sosyal yaşamak zorunda olan varlıklar olarak bizler, başka insanlarla ilişkilerimizi dil (konuşma) aracılığı ile sürdürürüz. Kullandığımız sözcükler, ne kadar nazik olursa,  o kadar az problemle karşılaşırız.

öfke ile kalkan, zarar ile oturur” atasözü de bunu destekler.  Öfke ile bir işin sorunsuz çözüldüğünü gördünüz mü? “İnsanlar konuşa konuşa, hayvanlar koklaşa koklaşa…” anlaşırlar. İnsanlar için en makbul dil, tatlı dildir. Ölüm hariç, bu dünyada çözülemeyecek sorun kalmaz.

Rahmetli Süleyman Demirel’in söylediği gibi,”meseleleri mesele yapmazsanız, sorun kalmaz”. Elbette espritüel yönü çok zengin olan bu söz biraz abartılı bulunabilir. Ama gerçekte de, ilişkilerimizde oluşan sorunları daha da büyüterek onları çözümsüz hale getirmek yerine, onları küçültmeyi deneyebiliriz. Ne de olsa misafir olarak geldiğimiz bir dünyada misafir olarak belli bir süre kalıp sonra da göçeceğimizin bilincini sürekli korumak, ve hayatta iyi –kötü her olayın geçip gittiğini, oysa kırılan kalplerin yerinde kaldığını hatırlamak gerekir. İnsanların kalbini kırmadan, hayatımızı idame ettirmek ve ailemizle, çevremizle iyi ilişkilerde bulunmak, yardımsever güler yüzlü bir insan olarak hatırlanmak da aynı şekilde kalıcıdır. Olaylar geçer gider, ama kırılmış bir kalp orada kalır. Olaylar geçer gider, ama sevgi ile güçlendirilmiş bir kalp zamana – mekana bağımlı olmadan ışıltısını sürdürür.

Geçenlerde John Travolta’nın “Fenomen” adlı filmini izledim. Filmin konusunu anlatmayacağım ama orada kahramanın bir sözü hep aklımda kaldı. Sevdiği dul kadının 2 çocuğu ile iyi ilişkiler kurmaya çabalarken, onlara bir elma uzatır ve birer ısırık almalarını söyler. Çocuklar birer ısırık alırlar ve sonra o elmadan kendisi de bir ısırık alır. Çocuklara der ki; “ bu elmayı yere atıp bıraksaydık, çürüyüp toprağa karışacaktı, ama onu paylaştık ve her birimiz birer ısırık aldık. Elma bizim bir parçamız oldu ve ortak bir parçamız olarak sonsuza kadar bu güzel anı kalacak!” der. Bana göre çok bilgece bir söz…

KURNAZLAR
Ha, bu arada; tatlı dili içten geldiği şekilde değil de, geçici bir çıkar için kullanmak isteyen kişilere, bu yük çok ağır gelir ve onu taşıyamadan bırakmak zorunda kalırlar. Er ya da geç. Sonra çirkin yüzleri ortaya çıkar. Onlar tatlı bir kaynaktan almamışlardır.

Öfkesiz ve tatlı bir yaşam dileği ile...



İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.