Kleptomani 'Çalma Hastalığı' Nedir ?

“Çalma hastalığı” olarak bilinen kleptomani hakkında bilgilendirmelerde bulunan Psikiyatrist Prof. Dr. M. Kerem Doksat, kleptomani hastalığının belirtilerini ve tedavisini anlattı.

Kleptomani 'Çalma Hastalığı' Nedir ?

Amerika Birleşik Devletleri'nde kleptomaniklerin her yıl 40 milyar dolar zarara yol açtığı düşünülmektedir. Değersiz eşyaları çalmak hastalığı olarak bilinir. Çok az anlaşılmış bir bozukluktur. Bir impuls kontrol bozukluğu olarak durur. Semptomlar çocuklukta başlar ve aralıklı olarak erişkin dönemde de devam eder. 150 yılı aşkın bir süredir bilinmektedir. Annesinin çantasından, onu cezalandırmak için, bilinçdışı olarak tuzluk, saç tokası gibi şeyler gören çok hasta vardır. Bu eylemi yaparken haz duyar, çaldıktan sonra da çökkün ruh hali ortaya çıkar. Hastaların çok azı (yüzde 15) kendiliğinden tedaviye gider (bütün mağaza hırsızlarının yaklaşık yüzde 4'ü kleptomaniktir ve bazı araştırıcılara göre bu oran yüzde 10'dur). Fakat pek çok kleptomaniğin de yakalanmadığını veya yakalansa bile çoğu kez serbest bırakıldığını bilmekteyiz. Yakalanan kleptomanlar genellikle şiddetli bir duygusal travma geçirmektedirler. Uzun süre klaptomanların yalnızca kadınların arasından çıktığı düşünülmüştür. Ancak bu düşünce son yıllarda iyice sarsılmıştır. Bütün kleptomanların yüzde 20’si erkektir.

Oranın kadınlar lehine bu kadar yüksek olmasının bir nedeni de, kadınların yakalandığında psikiyatrik muayeneye, erkeklerin ise hapishaneye gönderilmesinden kaynaklanır. Kleptomaniyi impuls kontrol bozukluğu olarak görürsek, ancak 6 yaşındaki kız çocuklarında da tespit edilmiştir. Kleptomaninin kendiliğinden ortadan kalkması güç bir iştir. Kleptomanik bir kişinin tanınması zordur. Orta yaştaki kadınlarda genellikle bir kayba karşı, örneğin çocuğun evi terk etmesine karşı ortaya çıkar. Pek çok hasta evli veya duldur. Çoğu iyi eğitim görmüş kişilerdir. Hatta depresyonun kleptomani için uyarıcı bir etki oluşturduğunu söyleyebiliriz.  Sonuç olarak kleptomaninin depresyonu ortadan kaldırıcı semptomları azaltıcı bir etkisinin bulunduğunu söyleyebiliriz. Kleptomaniye akut, kronik ve tekrarlayıcı nitelikte mizaç bozuklukları ile bulimik tablolar eşlik edebilir. Çalınan nesnelerin de sembolik bir anlamı vardır. Kleptomaniklerin çoğunda, bazı nesnelerin kişiye özgü anlamları vardır.

BİYOLOJİK YAKLAŞIMLAR

Bazı araştırıcılar, kleptomanik hastalarda organik bazı faktörler olduğunu göstermişlerdir. Mesela 66 yaşında kleptomanik davranışlar gösteren bir hastada sol frontal ve sağ pariyetotemporal beyin bölgelerinde atrofi olduğu gösterilmiştir. Yine sağ pariyetal beyin bölgesinde yer işgal eden lezyonu olan bir kişide de benzer bir klinik tablo görülmüştür. Bu kişide çalma dönemlerinin halinde geldiği gözlemlenir. Kleptomanların yaklaşık onda birinde ruhsal çözülme bir tablo ortaya çıkmaktadır. Bu grup hastalarda kleptomani davranışı kaçış benzeri bir durum içinde meydana çıkmaktadır.

Kleptomaninin organik bazı faktörlerle birlikte olması bu konuda biyolojik bir takım yaklaşımların ortaya çıkmasını da sağlamıştır. Kleptomanik çalma davranışı, biyojenik amin sentezindeki düşüklüğün sonunda ortaya çıkmaktadır. Biyojenik amin düzeylerindeki azalma bir bastırılma eksikliği sonunda kleptomanik davranışa neden olmaktadır. Bu hipotez yeterince açık olmamakla beraber konuya biyolojik bir yaklaşım getirmiş olması açısından önemlidir. Kleptomanideki biyolojik hipotezlere ihtiyatla yaklaşmak gerekir.

Çünkü beynin değişik yerlerinde duran lezyonların çalma davranışını ortaya çıkartıp çıkartmadıkları, yani arada bir neden-sonuç bağlantısının bulunup bulunmadığı açık değildir.

KLEPTOMANİ TEDAVİSİ

Kleptomanide başarılı bir tedavinin varlığını rapor eden pek az çalışma vardır. Uzun süreli takip çalışmaları yoktur. Bu nedenle kısa dönemli tedavilerde sonuç başarılı olsa bile uzun sürede bu başarının ne ölçüde kalıcı olduğunu bilmemiz imkânsızdır. Hastalara ne zaman akıllarına çalma fikri gelse nefeslerini tutmalarını öğütlenir. Ancak daha uzun süreli takiplerde sonucun ne olacağını bilememekteyiz. Çalma arzusu ile beraber hastalarına; bulantı ve kusma duygusunu ve davranışını hayal ettiririz. Bu karşı şartlandırmanın hastaları çalma davranışından uzak tuttuğu gözlenmiştir. Bu hastalarda “içgörü yönelimli destekleyici tedavi" uygulaması yaparız. Hastaların niçin "risk alma davranışı" gösterdikleri, kişinin kleptomanik davranışlarının aile üzerinde yarattığı etkilere karşı duyulan suçluluk, hepsi bir arada çözümlenmeye çalışılmıştır. Bu uygulamanın yanı sıra eşlik eden depresyona karşı ilaç tedavisi yapılmıştır. Bu kombine tedaviden birisinin bırakılması, özellikle de ilaç tedavisinin kesilmesi depresyonun ve çalma davranışının tekrar ortaya çıkmasına neden olmaktadır.

Bu bulgu kleptomanide, ilaç tedavisi olarak öncelikle antidepresan ilaçların denenmesinin gerekliliğini ortaya çıkartmaktadır. Bilindiği gibi son yıllarda iştahında serotonerjik (mutluluk hormonu) bir düzenlenmeye bağlı olduğu ifade edilmektedir. Bu klinik beraberlik, kleptomanide serotonerjik düzensizliğe ilişkin bir ipucu vermektedir. Bazı hastalarda, herhangi bir profesyonel kişiden yardım istemeksizin kendilerine alışverişi yasaklayarak, kendilerini dolaylı olarak “tedavi” yoluna gitmektedirler. Alışverişe çıkmadıklarından “aşırma” da yapamazlar.

Hipnoz ancak bu tedaviye yatkın olan hastalarda işe yarar.




İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.