Dolar aldı başını gidiyor!

Dolar kuru 3.00 TL seviyesini gördükten sonra satışlarla gevşedi. Ancak 2.90 TL’nin üzerinde tutunması çıkış gücünün korunmasına imkan sağlıyor. Seçim ortamı ve Fed’in faiz artırma süreci de doların ateşinin düşme olasılığını azaltıyor

Dolar aldı başını gidiyor!

 Elinde herhangi bir yatırım enstrümanı bulunan yatırımcıların en büyük beklentisi o enstrümanın sürekli değer kazandığını görebilmektir. Şimdilerde elinde dolar bulunanlar tam da bu heyecanı yaşıyor. Zira kur yükseldikçe kârları da artıyor. Bununla birlikte yaşanan çıkıştan dolayı tedirgin olanlar da yok değil. Onlar, bir anda gerçekleşebilecek gerilemeyle birlikte yakalanan kazancın kaybedilme ihtimali olup olmayacağını merak ediyor. 

Fiyat hareketine baktığımızda ise 2.90 seviyesinin üzerindeki kalıcı hareketlerin dolardaki yükseliş ivmesini destekleyeceğini, altına kayılması halinde 2.80-2.90 bandında taban oluşumu beklenmesi gerektiğini gösteriyor. 

Teknik olarak kurda belli bir çıkış akımı görülüyor. Çıkış akımının en önemli özelliği, her yeni zirvenin bir önceki zirvenin üstündeki fiyat seviyesinde oluşması ve fiyat düzeltmesi hareketinde de dip noktasının bir önceki dip noktasından daha yüksek bir fiyatta oluşmasıdır. Dip noktalar birleştirildiğinde yukarıya doğru bir eğim oluşur. Yukarı doğru akım çizgisi ne kadar çok test edilir ve aşağı kırılmazsa o kadar güçlü olduğu sonucuna varılır. Dolar kurunda da yukarı eğilimin gücünü koruduğunu, sürekli destek seviyelerde tutunduğunu görüyoruz. 
Çıkış akımı içerisinde fiyatın gerilemesi ya da yatay seyir halinde dahi sıkışma ve neticesinde enerji toplama imkanı bulabilmekte. Teknik olarak çıkış akımı ne kadar uzun sürede oluşursa o denli kuvvetli olduğu kabul edilir. 

Uzun vadeli çıkış trendi

Dolar kurunun seyrine baktığımızda uzun vadeli bir çıkış trendinin oluştuğunu görebilmekteyiz. Aşağı doğru geri çekilmeler olsa da dip seviyelerin daha üstlerde oluşacağı anlaşılıyor. Dolardaki bu konjonktürün değişmesi FED’in faiz politikasının değişmesiyle yakından alakalı. Ancak kasıma kadarki süreçte hem Fed faiz artırım baskısı, hem de seçim öncesi yaşanacak süreç kurun ateşinin sönme olasılığını düşürüyor. Merkez’in ‘normalleşme’ süreci ve öncesinde yapacağı döviz likiditesi artırımına dair politikaların ise geçici etkiler yaratması beklenmeli.
 
İmalat sektörü dolar yorgunu 

İmalat sanayinde şirketlerin satışları yüzde 4 büyürken kârlar yüzde 10 eridi. Kur artışı ile artan finansman giderleri, şirketlerin kârlarını vurdu.
İmalat sanayiinde gelişmeler iç açıcı değil. Sektördeki 170 şirketin toplam 5.4 milyar TL’lik kârının yüzde 69’unu 20 şirket gerçekleştirdi. Şirketleri satışlarına göre sıraladığımızda ilk 20’de Tüpraş, Ford Otosan, Arçelik, Ereğli Demir Çelik, Anadolu Efes, Tofaş Otomobil Fabrikaları, Vestel, Coca Cola İçecek, Aygaz, Petkim, Gübre Fabrikaları, Ülker Bisküvi, Türk Traktör, Sarkuysan, Vestel Beyaz Eşya, İzmir Demir Çelik, Aksa, Banvit ve Trakya Cam yer alıyor.
 
Giderler arttı

Satış maliyetlerindeki artışın sadece yüzde 1.65 seviyesinde kaldığı görülüyor. Bu da brüt esas faaliyet kârlarına olumlu yönde yansıdı. Toplam finansal giderleri, geçtiğimiz yılın ilk yarısında 4 milyar TL iken bu yılın altı aylık döneminde 7.2 milyar TL’ye ulaştı. Artış, yüzde 79 yükselişe denk geliyor. Artan satış gelirlerine rağmen firmaların dönem kârlarında erime yaşandı. Tüpraş, imalat sanayi sektöründeki toplam 94 milyar TL tutarındaki cironun yüzde 19’una sahip. Şirket, ilk yarıda 17.5 milyar TL net satış gerçekleştirdi. Şirketlerin büyüme ve büyüme ivmeleri oldukça önemli. Yatırım bakış açısı ile hareket edenler, sürekli büyüyen şirketleri tercih etmekte. Hızlı büyüyen firmalara ait hisselerin fiyat hareketleri bu büyümeye paralel yükseliş eğilimini koruyor. 
 
Her zaman yaramıyor...

Genel beklenti kurdaki artışın ihracatçı firmalara yaradığı ve bu firmaların rekabet gücünü artırdığı, dolayısıyla kârlarını büyüttüğü yönünde. Ancak kurdaki artış ihracatçı firmaların kârını her zaman olumlu yönde etkilemiyor. Şirketlerin rekabet gücünü belirleyen tek bir unsur da yok. Girdiler arasında yer alan hammadde ve enerji gibi önemli kalemleri göz ardı etmemeli. Dövize dayalı hammadde ve enerji maliyetlerindeki artış firmaların maliyetlerini de artırabilmekte. 

Bu da dövizdeki artışın sanıldığı gibi ihracatçı firmalara çok büyük bir katkı sağlamamasına neden olmamakta. Meseleye bu bakış açısı ile bakıldığında sadece kurdaki artışı göz önüne alarak ihracatçı şirketlerin rekabet güçlerinin arttığını söylemek zor olmakta. Geçmiş veriler de bunu destekler nitelikte. 2013’ün ilk yedi ayında yapılan toplam ihracat 88 milyar dolar iken, 2015’in ilk 7 ayında gerçekleşen ihracat ancak 84 milyar doları buldu. Oysaki aynı dönemde dolar kuru 1.94’ten 2.77’ye çıktı.
 
Merkez’in işi zor

Yatırımcılar bir yandan dolar/TL’deki hareketi izlerken diğer yandan Merkez Bankası’nın olası hareketini takip ediyor. Merkez Bankası ise FED’in atacağı adımları görerek ilerlemek istiyor. Ancak bu süreçte dolar kurunun 3.00 TL ve üzeri bir harekette bulunma ihtimali Merkez Bankası’nın olağanüstü toplanabileceğine dair spekülasyonları artırıyor. Öte yandan FED’in faiz artırımı, diğer ekonomiler üzerinde de stres yaratmaya devam ediyor. Global ekonomiler göz önüne alındığında bütün gelişmekte olan para birimlerinin değer kaybettiğini görmekteyiz. Merkez Bankası’nın üzerinde birkaç ay önce faiz indirim baskısı varken şimdilerde faiz artırımı baskısı hakim. Türkiye’nin küresel türbülansa artan tansiyonla girmesi kırılganlığını artırmakta. Erken seçim, çözüm süreci ve siyasi belirsizlik, TL varlıklarına olan ilgiyi zayıflatıyor. borsa düşerken kur yukarı doğru hareketini sürdürüyor.
Güncelleme Tarihi: 23 Ağustos 2015, 10:20

YORUM EKLE