Çenelerimiz Neden Var?

Bilim Hala Cevaplamaya Çalışıyor: Çenelerimiz Neden Var?

Çenelerimiz Neden Var?

Bize bilinen herhangi bir yararları yok, peki öyleyse çenelerimiz neden var?

Hepimiz yüzümüzün aşağısında, oldukça işe yaramaz görünen bu yapılara sahipiz. Bazılarımızınki güçlü, bazılarımızınki daha zayıf, bazılarımızınki daha küçük...

Ancak, çenelerin gerçekte ne için olduğunu açıklamaya çalışsak, sanırım çoğumuz iyi bir yanıt veremeyiz.

Tüm primatlar arasında -soyu tükenmiş yakın akrabalarımız da dahil- sadece biz bir çeneye sahibiz! Geçtiğimiz yüzyılda çenelerin var oluş amaçlarına yönelik bir kaç teori ortaya atılmış olsa da, kimse varlıklarının nedenlerine kesin olarak bir cevap veremiyor! Bilim insanları, modern bir insanla bir Neandertal arasındaki anatomik farkı çenesi olup olmadığına bakarak belirleyebiliyorlar. 

Şimdiye dek bu soru üzerine ortaya atılan üç temel teori var. İlk olarak, en uzun süredir var olan teoriyle başlayalım. Teoriye göre çenemiz, yiyecekleri çiğnememize yardımcı olmak için oluştu. Yani çene kemiklerinin, çiğneme sırasında oluşan gerilmeyle başa çıkmak için oluştuğu düşünülüyor. Bununla birlikte, ağız yapıları bizimkine benzer olan, büyük maymunlarla karşılaştırma yapıldığında bu fikrin o kadar da mantıklı olmadığı anlaşılıyor. 

İkinci teori, çenemizin konuşmamıza yardımcı olmak için oluştuğu yönünde. Konuşurken dilimizin, çene altındaki ekstra bir kemikle desteklenmesi gerektiği ve dolayısıyla çenenin bu destek adına oluştuğunu iddia ediliyor. Sonuçta konuşma becerisi ve kelime dağarcığı en geniş primatlarız. 

Fakat bu teorinin eksik kaldığı nokta ise, konuşmak için çok fazla güce ihtiyaç duymuyor oluşumuz. Bu yüzden sürece yardım etmek için neden ekstra kemiğe ihtiyaç duyacağımız, cevaplanamayan bir soru olarak görülüyor. Ve zaten eğer konuşmak için herhangi ekstra bir kemiğe ihtiyacımız olsaydı, -çiğnemek için olduğu gibi- dilimizin altına daha yakın bir yere, ağzımızın içine eklenmesi çok daha yararlı olurdu. 

Üçüncü ve son teori ise, çenenin belirli bir işlevi olmadığı ve zamanla cinsel seçilim yoluyla oluştuğu. Tıpkı büyük flanşlı orangutan yüzleri ya da erkek kanada geyiklerinin büyük boynuzları gibi. Bunlar doğrudan hiçbir faydaları olmamalarına rağmen, tamamen seçilimle bir sonraki kuşaklara aktarılarak oluşmuş yapılar. Gerçi burada da, şöyle bir tezatlık doğuyor: Diğer bütün memelilerde bu tür cinsel seçilim sonucu oluşan özellikler, sadece tek bir cinsiyette oluşuyor, dişide
ya da erkekte. Fakat insan çenesi için aynı durum geçerli değil. 

Yani görünen o ki, bilim henüz neden bir çenemiz olduğuna dair net bir cevap veremiyor! Biz de bu son derece bize -insana- ait olan yapının sırrının çözülmesini dört gözle bekliyoruz!  



Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.